Anadolu Aydınlanması RÖNESANSI ETKİLEDİ Mİ

Mersin Kent Tarihi Müzesi’nde düzenlenen “Edebiyat Sohbeti” toplantısının konuşmacısı ...

1.8.2014 17:20:00

Mersin Kent Tarihi Müzesi’nde düzenlenen “Edebiyat Sohbeti” toplantısının konuşmacısı Mirza Turgut’tu.

NOT : Bu yazı 21.10.2011 tarihinde yayınlanmıştır


Her salı akşamı saat 18 sularında çeşitli kesimlerden gelen aydınlar, daha önce belirlenmiş konular hakkında sohbetler yapıyor.

Bu haftaki konuk Mirza Turgut’tu..

Konu ise Türk ve Batı Edebiyatı olarak belirlenmişti..


HER ŞEY MİTOLOJİDEN ÜRETİLDİ

Toplantının ilk  bölümün de konuşmacı Mirza Turgut önce yaklaşık 50 dakikalık bir sunum yaptı. Daha sonra da soru cevap şeklinde toplantı devam etti.

Turgut, Edebiyatın kaynaklarının MİTOLOJİLERDE (EFSANE BİLİM) olduğunu belirterek sözlerine başladı. Turgut şöyle dedi:”İlk insanlar nasıl meydana geldiklerini merak etti. Merak edince soru sormaya başladı ve o günkü ortamda ancak mitolojiler üreterek buna cevap bulmaya çalıştı.Bilindiği gibi hemen her halkın kendine ait bir arka plan anlamında çeşitli mitolojisi vardır.. Türkler’in ortaya çıkış mitolojisi de bunlardan birisidir.. Mitolojide insanoğlu tümüyle hayal gücünü kullanarak yaratımda bulunmaktadır.Aslında bu sanatsal üretimin temelidir. Çünkü sanat ve edebiyat yaratımları hayal gücünde üretilirler. İnsanoğlu mitoloji ile birlikte dinsel, ahlaksal, sanatsal ve hatta bilimsel bir üretimde bulunmuşlardır..” dedi..

 

ANADOLU AYDINLANMASI RÖNESANSI ETKİLEDİ Mİ?

 

Mirza Turgut mitoloji ile birlikte Türklerin sözlü edebiyatı hakkında kısa bilgiler verdi. Masal, hikaye, destan gibi sözlü edebiyat örneklerinin halkın o günkü yaşayışına ilişkin çok önemli bilgiler verdiğinin altını çizdi.. Köroğlu hikayesi  üzerinden, hikayelerin aslında Anadolu insanının, bir yandan baskıcı otoriteye karşı duyuş ve düşünüşünü diğer yandan da baskıya karşı direniş gösterilmesi gerektiği mesajının verildiğini belirtti.

Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli Ve Nasrettin Hoca’nın bir bütün olarak Anadolu Aydınlanması’nı temsil ettiğini belirten Turgut, “1200 ile 1400 arasıAnadolu’nun aydınlandığı bir dönemdir. Söz konusu dehalar her yönden insana vurgu  yapmış ve insani olanı olumlamışlardır Bu yıllarda ortaya çıkan kültür kodları aslında bir nevi Türk Rönesansıdır.. Nitekim haçlı seferleri sonrası Anadolu’nun humanist-demokratik kültürü bir biçimde Batı’ya taşınmıştır ” dedi.

 

İTALYAN RÖNESANSI

 

Haçlı seferleri sonrası Akdeniz Ticaretini Batının ele geçirdiğini belirten Turgut, “bu durum, özellikle İtalyan deniz kentlerinin ticarette çok çok büyümelerine neden oldu. Ticarette gelişen kentler daha sonra kültür ve sanatta atılım yaptılar.. Antik Yunan dönemindeki sanatsal yaratım özgürlüğünü talep eden İtalyan sanatçı ve aydınları “Yeniden Doğuş” anlamına gelen Rönesans hareketini başlattılar. Rönesans sanatçısı Katolik Kilisesi’nin her türlü bağnazlığına karşı, insani olanı, insan  doğa ilişkileriniolumladılar.. Bunun içinde Antik Yunan’ın anlayışına dönmek gerektiğini vurguladılar.İtalyan Rönasans’ı  daha sonraki dönemde Batı Kültürünün temeli olmuştur” dedi.

 
GERÇEKÇİLER FRANSA VE RUSYA’DA ORTAYA ÇIKTI

Rönesans sonrası Mutlak Monarşi döneminin geldiğini hatırlatan Turgut, “Mutlak Monarşinin teorisini Makyavel yaptı…Daha sonra yaklaşık 200 yıl kralın mutlak iktidarı dönemi yaşandı. Bu yıllarda gelişen burjuva sınıfı kralı destekledi..Yine bu dönemdeKLASİZİM bir sanat akımı olarak ortaya çıktı. Klasizm aklı mutlaklaştıran ve mutlak monarşiyi savunan bir sanat akımıydı.. Daha sonra Klasizme karşı Romantizm tam tersi bir noktadan duyguları mutlaklaştırdı…

 Bu arada sanayi gelişti ve sanayi toplumuna ait sınıfsal farklılaşmalar ortaya çıktı. Barbar Kapitalizm “ insan insanın kurdurur” “büyük balık küçük balığı yutar” şeklinde pragmatik bir felsefe geliştirdi..Tam o yıllarda edebiyatta ELEŞTİREL GERÇEKÇİLER ortaya çıktı..Balzak, Standhal, Flaubert ünlü edebiyat dehaları olarak tarih tutanaklarına geçtiler..

1850’li yıllarda Rusya çok karışmıştı..

 Her tarafta köylü ayaklanmaları ortaya çıktı..

Kentlerde Çarlığa karşı isyanlar oluyordu.. Devrimci-demokratik hareketler bu yıllarda hız kazandı.. Ütopik sosyalistler her yerde etkiliydi.. İşte Tolstoy

Dostoyevski, Gogol gibi ünlü Rus GERÇEKÇİ edebiyatçıları bu dönemde ortaya çıktı..Bu dönemler bir daha tekrar edilemiyor.. Yani ne Fransa’da ne Rusya’da buna benzer bir dönem yaşanmadığı için böylesine büyük edebiyat dehaları ortaya çıkmadı. Ya da aynı şekilde İtalyan Rönesans’ı bir daha tekrar edilemedi”

TANZİMATÇILAR GEÇ KALMIŞ ERKEN AYDINLARDI

Turgut daha sonra sözlerini Tanzimat Edebiyatına getirdi. Tanzimat aydınının Batı kültürü ile yetiştiğini belirten Turgut,”Osmanlı’yı yenileyerek, Batılı tarzda bir sistem kurmaya çalıştılar. Batı’nın Romantik sanat anlayışını boşuna seçmediler. Romantizm, kahramanları abartmaya elverişlidir. Ayrıca Vatan sevgisi ve yurtseverlik bilincinin geliştirilmesi için de Romantizm gerekliydi..Tanzimat aydını geç kaldığını biliyordu. Onun için birçok alanda ürün vermek durumunda kaldı. Tiyatro, şiir, roman alanında üretim yaparken, kimileri de tarih çalışması bile yaptı” dedi.

 

İNCE MEMET VE BEREKETLİ TOPRAKLAR ÜZERİNE

Turgut konuşmasının son bölümünde 1940 ve 50’li yıllarda ortaya çıkan Türk GERÇEKÇİ EDİBİYATINA ayırdı..

İnce Memet’le ilgili bilgiler veren Turgut “tek parti döneminin baskılarına karşı eşkıya olan İnce Memet’in mücadelesi, aslında baskıya isyan etmenin yoludur.. İnce Memet çağdaş bir Köroğludur.. İnce Memet yaşanmış bir hikayedir.

Elbette Yaşar Kemal’in kaleminden başka bir İnce Memet ortaya çıkmıştır.. İnce Memet’in 90 dile çevrilmesinin nedeni, her halkın yaşamında böylesi olaylar yaşanmışolmasıdır. Bu nedenle her halkın kendine ait birer İnce Memet’leri vardır.”dedi.

Orhan Kemal’in Bereketli topraklar üzerine romanı hakkında da bilgi veren Turgut “Bu roman muhteşem bir üretimdir. Köyden şehre giden üç köylünün, şehirdeki yozlaşmış ve her şeyin paralaşmış olduğu yaşamla karşılaşmalarını anlatır.. Köyde iken tertemiz olan insanların, şehir yaşamında nasıl rezil insanlar oluşunu anlatır. Bu bakımdan Bereketli Topraklar, Feodalizm den Kapitalizme geçiş sırasındaki yozlaşmanın insanlar üzerindeki tahribatını gerçekçi bir biçimde vermesi açısından önemlidir” dedi.

Mersin Kent Tarihi Müzesinin kurucusu Mustafa Erim, toplantının hem başında hem sonunda yaptığı konuşmada Kent Tarihi hakkında bugüne kadar yapılanlara vurgu yaptı. Bu arada Kent Tarih Müzesi’nde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da önemli çalışmalar yapılacağını dile getirerek, tüm Mersinlileri bu tür toplantılara katılmaya davet etti.

Toplantı daha sonra soru cevap bölümüyle sona erdi.

 

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter

Münir Sevim - 2.8.2014 13:52:00
MIRZA TURGUT ! Sayin Mersinliler' ha suraya yaziyorum .! Sayin Mirza Turgut , bu Güzel sehrinizin'Mersinimizin) Bilgi ve Kültür Mesalesidir, degerini bilip Koruyalim ..! Nicinmi ;söyliyim : Ne Türkiyede nede Avrupada Milyonluk bir Sehirde böyle 24 Saat firindan cikmis taze Ekmek gibi bire bir bilgi ,yorum, Analiz ve haber servis yapan ikinci bir Uzman Haberci Tanimiyorum, aksini iddia eden biri varsa lütfen beri gelsin .!? Tesekkür Ederim Münir Sevim