Devlet yeniden yapılandırılıyor

“Seni Başkan Yaptırmayacağız” sözü siyasetimizin önemli sloganlarından biri oldu… ...

22.12.2015 08:36:00

Seni Başkan Yaptırmayacağız” sözü siyasetimizin önemli sloganlarından biri oldu…

Oldu olmasına da ne kadar tutarlı bunu inceleyeceğiz bu yazımızda.

Siyaset sıradan tanımlamalar dışında; seçmenin istek ve temennilerine cevap verebilme, doğru teşhisi koyabilme, istek ve temennileri yönlendirebilme ve kendi politikalarını cazibe kaynağı haline getirebilme sanatıdır, bir manada.

 

BAYKAL’IN KASETİ VE ANAYASA OYLAMASI

Erdoğan’ın siyasi yasaklı olmasından en fazla rahatsız olan ve bu anlamda üzerine düşeni fazlasıyla yapan Baykal’ın hakkını teslim ederek yazımızın bu bölümünü aktaralım.


Mayıs 2010 tarihindeki Deniz Baykal kaset skandalı Ankara’ya bomba gibi düşmüştü. Aynı günlerde de 60 maddelik Anayasa Paketi oylaması yapılıyor ve CHP şiddetle karşı çıkıyordu. O günkü  “derin devlet” bu değişiklikleri istemiyordu ancak Ak Parti bastırıyordu.Baykal’ın ikna edilmesi an meselesi idi. Sonra birdenbire 8 mayısta Baykal’a şantaj kaseti piyasaya sürüldü. Failleri ise halen muamma. Anayasa maddeleri oylandığında Ak Parti’nin eli güçlenecek ve Türkiye’nin siyasi zemini sağlamlaşacaktı.  Çok uzaklardan bir sesin yönlendirmesi ve örgütlemesiyle servis edilen bu kasetin siyaseti bu kadar şekillendireceği kimsenin aklına gelmezdi. Erdoğan’ın şiddetle kınadığı ve hiç hoş karşılamadığı bu olay siyasi tarihçilerimiz tarafından ele alınacaktır. Sonuç itibarıyla Anayasa görüşmeleri rafa kaldırıldı ve gündem değişti. Finalde Anayasa oylaması sabote edildi ve Baykal istifa ettirildi.

 

Erdoğan tüm bunlara rağmen Baykal’ı asla unutmadı ve ilişkilerini hep sıcak tuttu. Bunu 7 Haziran sonrası yapılan meclis başkanlığı seçimlerinde gördük. Erdoğan’ın tercihi Baykal’dı.

 

ULUSLARARASI KONJONKTÜR VE BAŞKANLIK

Uzun zamandır uluslar arası basında ve kamuoyunda ciddi bir Erdoğan karşıtlığı kampanyası aldı başını gidiyor. Erdoğan’dan rahatsızlık duyanların sayısı hayli yüksek. Ancak bu karşıtlıkların ortak noktası  “Büyümemesi gereken bir Türkiye  ve Lider olmaması gereken bir Türkiye” ekseninde toplanıyor. Hemen hemen tüm karşıt gruplar ve ülkelerin  Büyük Türkiye karşıtları olduğu söylenebilir.

Burada Türkiye’nin daha iyi yönetilebileceği ve daha etkin bir ülke haline gelebileceği bir yönetime kavuşması isteği her seferinde gözlerden kaçırılmak isteniyor.

 

İşte temel nokta bu; “Türkiye küçük kalmalı” diyenlere inat, “Türkiye büyük  olmalı ve daha da büyümeli” diyebilmek.

 

TERÖR İLE MUHALEFET İLE SONUÇ ALAMAYANLAR ve İŞİ PUTİNE İHALE EDENLER

Ülkenin gidişatını terör vesilesi ile değiştirmeye kalkanlar var. Bir de vatan haini terör örgütlerine destek olan ve terörist faaliyetleri destekleyenler… Hepsinin aynı mihrak olduğunu söylemek imkansız gibi görünse de aynı amaca hizmet ettikleri aşikar. Siyasetçi siyasetinin tüm aşamalarından sorumludur. Sırf muhalefet etmek adına muhalefetlik yapılmaz. Alet olmamak da esastır. Başkanlık sistemine giden süreç terör vesilesi ile baltalansa da devlet güçlü ve gereğini yapıyor.

 

Terör örgütlerinin faaliyetleri her seferinde  boşa çıkarılıyor başarılı istihbaratlarla önleniyor.

Terör örgütleri ile istedikleri sonucu alamayanlar ani manevra değişikliği ile işi Rusya lideri Putin’e ihale ettiler. Putin bu manada Suriye’nin kuzeyinde yaptıkları ile artık uluslararası terörün elebaşısı konumundadır. Putin son icraatları ile Türkiye’de muhalefetliği de üstlenmiş ve sütre gerisinden başkanlık sistemine dönüşümü engelleyici atışlara başlamıştır.

 

SİYASİ PARTİLER CEPHESİ… CHP, MHP, HDP ve DİRİLİŞ OSMANLI BAŞKANLIKLARI

Başkanlık sistemleri genel olarak iki partili bir yapı üzerinde sağlıklı yürüyebiliyor. Ancak Türkiye’ye baktığınızda iki partili bir yapı kurmak şimdilik zor gibi görünüyor. Aşılamaz mı? Elbette aşılabilir. İlerleyen süreci irdeleyelim.

 

7 Haziran seçimleri ile birlikte Ak Parti dışındaki partilerin ülkeyi yönetme konusunda istekli olmadıklarını hep birlikte müşahede ettik. Zaten seçmen bunu iyi analiz etti ve 1 Kasım’da gereğini yaptı.

 

HDP,  Demirtaş ve Eşbaşkanları; anayasayı alt üst edecek açıklamalarla tarafları sürekli gerdiler ve akan kanı daha da körüklediler. Hatta Demirtaş ve ekibi için,terörü övmekten yardım ve yataklık etmekten önlerinde ciddi bir yargı sürecinin olduğunu söyleyebiliriz.

 

CHP, “istemezük” çü yaklaşım ile günden güne küçüldü.

MHP, “uyumsuz oyuncu” stratejisi ile tüm partilere mesafe koydu ve eridi.

Peki 2 partili sisteme nasıl geçilecek? Kafamdakileri anlatmak hiçte kolay değil ancak anlatmaktanda geri durmayacağım.

Ak Parti’nin karşısında oluşabilecek bir siyasal yapı belirli bir süreç ile ilerliyor aslında. Ak Parti karşısındaki yapılanmanın; CHP eksenli  bir partiye doğru gittiğini düşünüyorum.

 

Nasıl olur bu? MHP zaten küçülmenin eşiğinde ve ilerleyen süreçte gittikçe küçülecek. Milliyetçi oylar üzerinde Erdoğan ve Ak Parti’nin çalışmaları hızla sürüyor. Osmanlı Ocakları Erdoğan’dan ve Ak Parti Merkezinden yazılı yapılan açıklamalardan sonra bir bir kapatılıyor. Yerine Erdoğan siyasetine yakın ve Ak Parti tabanı ile uyumlu yepyeni bir yapı kuruluyor. Diriliş ve Osmanlı Başkanlıkları isimleri ile yapılanan bu teşkilat milliyetçi oylar üzerinde çok ciddi bir çalışma yürütüyor. MHP’nin tabanının bundan sonra ayakta kalması zor görünüyor. Kalanlar ise ancak CHP ile birleşerek ayakta kalabilecek.

Buna HDP’nin de ilerleyen zamanda  adapte olması zaruri olacak, zira baraj sorunu onların da önemli sıkıntısı. HDP içinde CHP çizgisine yakın milletvekilleri ve siyasilerin uzun zamandan beri birlikte çalışma yaptıklarını bilmeyen yok.

 

Yani önümüzdeki dönem HDP, milliyetçi ve kemalislerden oluşan üç kanatlı bir CHP bloku karşımıza çıkacak. Bunu kim mi söyledi? Cevabını Kılıçdaroğlu’nun 7 Haziran sonrası açıklamalarında bulabilirsiniz. Siz Kılıçdaroğlu’nun “% 60’lık blok” derken neyi kast ettiğini düşünüyordunuz

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter