Bu yazı 11 yıl önce yazıldı ve hala geçerli

İDEOLOJİ KRİZİ VE GELECEK TARTIŞMALARI  20.12.2005  Değişmeyen tek ş ...

15.6.2016 18:29:00

İDEOLOJİ KRİZİ VE GELECEK TARTIŞMALARI

 20.12.2005

 Değişmeyen tek şey değişimdi ve sonuçta , iki kutuplu dünyanın paradigmaları çöktü.

 

 Çöken paradigmalar, bilinen doğruları, ezberleri ve tabi alışılmış siyasetleri boşlukta bıraktı.

 

 Sadece Türk düşünce ve entellektüel  ezberler değil, tüm dünyanın bildik "doğruları" iflas etti.

 

Tam bu yıllarda Çin’de başlayan değişim, son yıllarda meyvesini vermeye başladı ve ABD’ye  karşı önemli bir aktör olarak ortaya çıktı.

 

 AB, Çin ve her şeye rağmen nükleer bir güç olan Rusya’nın varlığı, ABD’yi dünyanın tek patronu olma iddiasında zorlamaya başladı.

 

 Öte yandan üretim, ulaşım ve iletişim teknolojisinin gelişmesi ile birlikte, sanayi toplumu değişime uğrayarak,  kapitalist toplum olmaktan öte bir konuma geldi.

 

 Yeni ekonomik model, demokrasi, çoğulculuk, hukuk devleti gibi insansal değerlerle birlikte anılmaya başladı.

 

 Birinci ve ikinci dünya savaşını çıkaran Avrupa ülkeleri tek bir devlete doğru evrimleşti.

 

Yani, ezberimizde ne  varsa çöktü ve hepimiz doğal olarak zihni-düşünsel krize girdik.

 

 Yeni tanımlar, yeni kavramlar, yeni sentezler gerekiyor.

Bu ise soru sormakla olacaktır.

 

 Kapitalizm hala aynı kapitalizm mi?

 

 Bilgisayarların yönettiği yeni ekonomik model nasıl bir şey?

 

 İnternet ortamı, sansürü, sınırları ortadan kaldırmadı mı?

 

 Bilgisayar ve İnternet bir çok mesleği geçersiz kılmıyor mu?

 

 Bildiğimiz işçi sınıfı, sınıf olmaktan çıkmıyor mu?

 

 İki dünya savaşını çıkaran Avrupa, şimdi, Dünya’ya barış ve demokrasi yaymıyor mu?

 

 Eski ezberlere sahip bizler, hala Avrupa’yı aynı Avrupa mı göreceğiz?

 

 Hala bildik sanayi toplumundan mı bahsedeceğiz.

 

 Emeğin yeni tarifini yapmayacak mıyız?

 

Yeni icatlar ve markaların  girişimci kesim tarafından üretildiğini, sermaye sınıfının toplumsal gelişmenin motoru olduğunu görmeyecek miyiz?

 

 İçinde yaşadığımız dünyanın soğuk savaşın sert militarist havasını soluduğumuz dünya olmadığını hala göremeyecek miyiz?

 

200 yıllık çağdaşlaşma ve modernleşme mücadelesini sürdürüyoruz.

 

 Hem küresel yeniden yapılanma süreci hem de ekonominin temel dinamiklerinin değişmesi bağlamında yepyeni bir dönemden geçiyoruz.

 

 Bu dönem sanayi toplumun paradigmaları ile sanayi ötesi toplumun paradigmalarının çatıştığı dönemdir.

 

 Düne ait olanları, bugün ve gelecek açısından savunmak imkansızdır.

 

 Çünkü düne ait düşünceler dünün koşullarında doğru ve geçerli idi; ama değişen koşullarda yeni düşüncelere, yeni örgütlenmelere yeni anlayışlara ihtiyaç vardır.

 

 Son dönemde geçmişimizi abartmak moda haline geldi.

 

 Kurtuluş savaşımız, modernleşme ve çağdaşlaşma elbette ki olmazsa olmazımızdır; ve  hepimizin tarihsel köküdür.

 

Önemli olan Cumhuriyetimizi geleceğe hazırlamaktır.

Ne yazık ki gelecekle ilgili fikri, düşünsel, siyasal kurgularımız, senaryolarımız yok .

Yok, çünkü kolay olana seçerek, geçmişle övünmeyle yetiniyoruz.

 

 Elbette övüneceğiz ama gelecek açısından yeni tasarımlar, yeni Türkiye hayalleri, yani gelecek ütopyasını kurgulamamız gerekiyor.

 

 Hiçbir siyasi partimizin ülkemizle ilgili gelecek 10 yıl hayali ve senaryosu yok.

 

 Son günlerdeki tartışma argümanlarına dikkat ederseniz daha net görürsünüz bu durumu.

 

 Dünyada çoğulcu ve katılımcı demokrasi yıllardır geçerli değerdir.

 Türk toplumu tarihsel olarak çoğulcu bir yapıya sahip olduğu halde, hala siyasal ve kültürel çoğulculuğu kabul etmeyen ve buna karşı çıkan fikri yapılar var .

Bize lazım olan gelecek vizyonudur.

Bize lazım olan bugünü anlamak ve kavramlar üretmektir.

 

 Bize lazım olan, geleceğimizle ilgili kurgular, ütopyalar ve projeler üretmektir.

 

Bütün bunlar için yapacağımız tek şey var: Yeni sorular sormaktır.

 

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter