DAHA MUTLU TOPLUM OLABİLMEK

BM Sürdürülebilir Kalkınma Ağı tarafından hazırlanan 2017 Dünya Mutluluk Raporu’nda T ...

13.5.2017 13:27:00

BM Sürdürülebilir Kalkınma Ağı tarafından hazırlanan 2017 Dünya Mutluluk Raporu’nda Türkiye 155 ülke arsında 69.sırada yer aldı. İlk sıralarda yer alan Norveç, Danimarka ve İzlanda gibi ülkeler mutluluğu arttıran unsurlar olarak tanımlanan sağlık, sosyal güvence, gelir, iyi yönetim, özgürlükler ve cömertlikte yüksek puanlar aldı. Ayrıca bu ülkeler güçlü sosyal güvenlik sistemlerine sahip. Rapor mutlulukta sosyal dayanışmanın önemini vurgularken, en büyük mutsuzluk kaynağının başında işsizliğin geldiğinin altını çiziyor. 
Araştırmaya konu olan ülkelerin dörtte üçünde mutluluğu belirleyen altı temel unsur; kişi başı gelir, sosyal destek, sağlıklı yaşam beklentisi, kişisel özgürlük, hayırseverlik ve yolsuzluğun bulunmaması olarak ifade ediliyor. İnsanların bağış yapma konusundaki cömertliğini araştıran rapor; kaygı, üzüntü ve öfke gibi faktörleri de dikkate alıyor ve insanların mutluluğunun toplumsal yapı ve sosyal çevresinden güçlü şekilde etkilendiğini ortaya koyuyor.
Devletin resmi rakamlarıyla nüfusun yüzde 13’ü işsiz, buna iş bulmaktan umut kesenleri eklediğimizde, işsizlik oranının yüzde 20’lere yükseldiğini görüyoruz. Resmi “Genç İşsizlik Oranı” ise yüzde 24. Bu göstergelere bakınca da, Dünya Mutluluk Raporu’ndaki yerimiz bizi şaşırtmamalı. Düşündürücü olan; katma değeri düşük emek sahibi büyük kitlelerin yanında, önemli bölümü en az bir yabancı dil bilen üniversite mezunlarımız da işsiz. Son verilere göre 1 milyon 600 binin üzerinde üniversite mezunu artık iş bulmaktan umudunu kesmiş durumda. 1 milyonun üzerinde mezun da KPSS’ye girmiş bekliyor.  Çok zor sınav süreçlerinden geçerek üniversiteye giren, ailenin büyük özverileriyle okuyan bu gençlerin umutsuzluğu, yaşadıkları düş kırıklığı ülke için çok ciddi bir sorun. 
Çözüm için ekonomik büyüme gerek. Geçmişte ekonomi; sanayi üretimine, doğal kaynaklara ve tarıma dayalıydı. Günümüzde ise “yeni ekonomi” nitelikli, katma değeri yüksek insana ve onun yaratıcılığına dayalı.  Zenginleşmenin yolu eğitimli bireyler yetiştirmekte. Ancak Ekonomik İşbirliği Kuruluşu(OECD) dünyadaki eğitim sistemlerini PISA değerlendirme testiyle ölçüyor ve yeni ekonominin talep ettiği becerilerin bu süreçlerde ne denli verilebildiğini ortaya koyuyor.
Katma değeri yüksek ekonomi için inovasyonun şart olduğu, bunun da pratikte tahayyül anlamına geldiğini söyleyebiliriz. Türkiye’nin bu potansiyeli ölçmek için geliştirilen “Yaratıcılık ve Problem Çözme” testinde başarı oranı yüzde 2,2. Uzmanların her toplumda yüksek zekalı çocuk ortalamasını yüzde 5 olarak verdiğini göz önüne alırsak, biz bu çocukları 15 yaşına geldiklerinde yüzde 2,2’ye indirdiğimiz acı gerçeği ile karşılaşıyoruz. Bu arada PISA değerlendirme testlerinde OECD ülke başarı ortalaması yüzde 12. Bizim yüzde 2,2 oranla yeni ekonominin gerektirdiği yaratıcılığı sağlama şansımız yok. Çocuklarımızın fen, matematik ve en acısı kendi anadilinde okuduğunu anlama becerisi konusunda böylesine düşük performansları ile yeni ekonomiye katkı sağlamalarını bekleyemeyiz. Sorun yürürlükteki eğitim sistemimizde. Test çözme teknikleriyle bu performansların artması söz konusu değil. PISA sisteminde amaç gençlerin ne bildiklerini ölçmek değil, bildiklerini ne denli kullanabildiklerini anlamak.  Çocuklarımıza analitik düşünmesini, neden- sonuç ilişkisini kurabilmeyi öğreten bir eğitim sistemi kurmamız gerek. Çocuklar anaokulundan başlayarak kendilerini ifade edebilmeyi, itiraz edebilmeyi öğrenmek zorundalar. Bilgiye özgürce ulaşabilmeleri ve adil rekabet koşullarının sağlanması gerek. Yaratıcılık itaate dayalı bir sistemde gelişmez, hayal kurmak ve o hayalinin peşinden gidebilmek için desteği bulacağı bir özgürlük ortamı gerek. Hukuksal güvencenin sağlanması, yaratılan değerlerin korunabilmesi açısından hayati öneme sahip. Küresel ölçekte yaşanan bir patent alma yarışı var ve hukuksal güvence yaratıcılığın teşviki ile eş zamanlı tesis edilmek zorunda. İlginç bir istatistik; 1960’larda ülke olarak gerimizde olan 1980’lerde ise bizi geçen Güney Kore’nin bir tek Samsung şirketinin sadece 2013 yılında aldığı patent sayısı, bizim ülke olarak 50 yılda aldığımız patent sayısının tam 18 katı!
Ekonomik gelişmenin günümüzdeki parametreleri hukuk, eğitim ve özgürlükler. Bilgiye ulaşmayı, işlemesini dolayısıyla yeni ekonominin gerektirdiği yaratıcılığı teşvik eden bir eğitim sistemi ve kişisel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri kaldıran bağımsız bir yargı reformu şart.  İşin ilginci bunu hem iktidar partisinin, hem de muhalefet partisinin sözcüleri dile getiriyorlar. Ayrıca iş dünyasının tarafları da bunu vurguluyorlar. Özetle herkes bunun şart olduğunu söylüyor, ancak bugüne dek ne yazık ki bu reformları gerçekleştiremedik.
Dünya Mutluluk Raporu bize mutlu bir toplum olmanın unsurlarını açıklıyor; kişi başı gelir, iş bulmak, sağlık, sosyal güvence ve insana yapacağımız yatırım. Bunları sağlamak zenginleşmeye bağlı, zenginleşme de yeni ekonomiden geçiyor. Hepimiz bilmek zorundayız; tekstil, otomotiv ürünleri, beyaz eşya satarak ya da inşaat sektörünü büyümenin lokomotifi yaparak toplum olarak zenginleşemeyiz. Somut bir örnek için New York Üniversitesi’nde (NYU) görev yapan Prof. Selçuk R. Şirin’in, aylık 450 milyon aktif kullanıcısı olan ve her gün 1 milyon yeni kullanıcı kazanan WhatsApp şirketi ile ilgili çarpıcı hesaplamasına bakabiliriz. 2014 yılında 19 milyar dolara Facebook’a satılan ve şirketin beş yılda 53 kişi ile yarattığı bu müthiş değer, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi boyunca yarattığı en büyük dört şirketinin ( Türk Telekom, TÜPRAŞ, THY, Petrol Ofisi) toplam pazar değerinden daha yüksek. Unutmayalım; böylesine büyük değerler yaratan teknoloji şirketleri için çocuklarımızın özgür bir iklimde, yaratıcılığa dayalı bir eğitim sistemine ihtiyacı var.
Kaygı, üzüntü ve öfkeden uzak huzurlu bir yaşam; insana yatırım yapmaktan, katma değeri yüksek üretimden, ona iş yaratmaktan, yaşamı için gerekli geliri sağlamaktan geçiyor. Herkesin özgürce tercihlerini yapabilmesi; farklılıkları zenginlik olarak kabul etmeye ve birbirimizi olduğu gibi kabul ederek sevmemize bağlı.

Tuygan ÇALIKOĞLU
Kaynak; www.undp.org , www.hazine.gov.tr, www.tcmb.gov.tr, www.bddk.gov.tr, Yol Ayrımındaki Türkiye, Selçuk R. Şirin

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter