ÖCALAN MI DEMİRTAŞ MI?

Geçtiğimiz hafta sonu HDP'nin de kongresi vardı. Derin bir kırılmanın eşiğinde olan ...

26.5.2017 09:05:00

Geçtiğimiz hafta sonu HDP'nin de kongresi vardı. Derin bir kırılmanın eşiğinde olan HDP'nin bu kongresinden yeni bir siyasi yolculuk çıkmayacağı ve sadece milletvekilliği düşen eş genel başkan Figen Yüksekdağ'ın yerine birinin seçileceği belliydi.

O da seçildi... Yeni eş genel başkan Serpil Kemalbay oldu. Ancak HDP kongresi sadece bu seçimden ibaret değildi. Merak edilen çok soru vardı ve o soruların cevapları bir biçimde yeni dönemin de nasıl seyredeceğinin işaretiydi. Çünkü özellikle Kandil'in 20 Temmuz 2015'te başlattığı, HDP'nin de açık açık destek verdiği kanlı "halk savaşı" bölgede derin bir yara açtı. O andan itibaren halka "sorunları sadece siyasetle çözeceğiz" sözü veren HDP de irtifa kaybetmeye başladı. Bu da kaçınılmaz olarak İmralı-Kandil ve HDP hattında derin çatlağın ve sert bir hesaplaşmanın başlangıcı oldu.
Bir süredir de bu hesaplaşmanın sinyalleri veriliyor. Birbiriyle ilişkili iki süreç yaşanıyor. Bir yanda HDP içinde 7 Haziran 2015'te 80 milletvekiline sahip olup elde tutamamanın hesaplaşması yaşanırken, öte yanda CHP'li 
Tuncay Özkan'ın cezaevinde SelahattinDemirtaş görüşmesiyle başlayan CHP'nin "Kürt ayağı"nı oluşturma çabası var.

Özkan, Twitter hesabından Demirtaş'la ilgili şu açıklamayı yapmıştı: "Türkiye'nin birliği,bütünlüğü için... Adalet, özgürlük, barış için müthiş düşünceleri var. İlk duruşmasındanitibaren söyleyecekleri çok önemli..."
Demirtaş da duruşmada olmasa da HDP kongresine gönderdiği mesajda bu ilişkiye sıcak baktığının ilk ipuçlarını verdi: "
Cumhuriyet'in demokratik değerlerine sahip çıkmak,eksiklerini gidererek, yanlışlarını düzelterek, Cumhuriyet'i demokratikleştirerek mümkün olur. Ortak vatanda birlikte, eşit ve kardeşçe yaşamak için, demokrasisi güçlü bir Cumhuriyet'in onurlu eşit yurttaşları olarak korkmadan, birbirimize dostlukla sarılabilmek için hepinizi cesarete davet ediyorum."
Bu çıkış, hem HDP içine hem de CHP'ye ve çevresine verilen güçlü bir mesajdı. Bunun siyaset kulislerinde nasıl okunduğuna gelince... Bu çıkışın, özellikle HDP içinde derin sarsıntı yarattığı çok açık. İşin bamteli de asıl burasıydı.

Çünkü bu çıkış bir süredir beklenen, İmralı-Kandil ve HDP hattında yaşanacak kopuşla örtüşüyordu. Önce kulislerde Demirtaş'ın 7 Haziran'daki başarısını Çukur siyasetiyle "hiç"leyen Kandil'e karşı bir duruş geliştirildi. Şimdi buna İmralı, yani Öcalan da katıldı. Görünürde hâlâ Öcalan'ı sahiplenen "utangaç" bir yaklaşım sergilense de el altından, "Bu iş Öcalan'la da olmuyor" tezi yüksek sesle seslendirilmeye başlandı.
Bu tez, aslında daha önce yazdığım CHP'lilerin beklentisini de karşılıyor. Ne diyordu CHP'liler; "
HDP, teröre karşı çıkmadığı, PKK ile arasına mesafe koymadığı sürece birlikteolamayız. Demirtaş'ın söylediklerini bekleyelim, Kandil'e meydan okuyabilir."

Tam da bu nedenle CHP ve HDP içinde ağırlıkla Demirtaş'ın sadece Kandil'le değil, Öcalan'la da bağı koparmaya hazırlandığı konuşuluyor.
Nereden nereye... Geçmişte daha bölgesel düzeyde "
Öcalan mı Barzani mi?" tartışması sürerken, bugün bunun yerini "Öcalan mı Demirtaş mı?" tercihi almış durumda. HDP cenahında yeni bir siyasi sürecin ilk işaretleri bunlar, bunu izlemeye devam edeceğiz. Yarın da, "Küresel güç merkezleri bu işin neresinde? PKK'nın silahı bırakma ihtimali HDP içindeki sivil hareketlenmeyi nasıl etkiler ve bölge halkı hangi siyasi aktöre sıcak bakıyor?" sorularının cevabını arayacağız.

PKK-HDP siyasi hattında neler yaşandığı sadece içeriden değil dışarıdan da ilgiyle izleniyor. PKK-PYD ve HDP hattı, Suriye iç savaşını bölgeyi dizayn etmenin bir aracına dönüştüren, küresel ve bölgesel güçlere endeksli siyasetiyle belli kazanımlar elde etse de, özellikle Türkiye'de sivil siyaset açısından ciddi bir irtifa kaybı yaşadı ve halen de yaşıyor.
HDP içinde ve çevresinde bugün yaşanan siyasi sancının asıl nedeni de bu kayıp. Bu kayıpta, Kandil'in, küresel güç odaklarının Türkiye'yi sıkıştırma taleplerine "
hendek ve terör" siyasetiyle destek vermesinin de HDP içindeki sol marjinal bileşenlerin AK Parti düşmanlığı yapmasının da katkısı büyük.

HDP'nin bütün bu tecrübelerden nasıl bir sonuç çıkartacağı merak ediliyor. Bu sonucu, PKK'nın PYD üzerinden ABD ile kurduğu ilişkinin de etkileyeceği söyleniyor.
Çünkü bu ilişki ABD ile Türkiye'yi karşı karşıya getiren riskli bir ilişki.
Öte yandan ABD, İsrail- İngiltere- Suudi Arabistan'la birlikte İran'ı kuşatma planı yapıyor. İşte bu noktada Türkiye'yi topyekûn karşısına mı alacak yoksa PKK'yı Türkiye'den çekilmeye ve silah bıraktırmaya zorlayarak yeni bir süreç mi başlatacak?

İşte HDP içinde, daha doğrusu Selahattin Demirtaş ekseninde yeni bir çıkış arayışını biraz da bu gelişmeler zorluyor. İçeride CHP ve çevresiyle ittifak hesapları, dışarıda da ABD'nin PKK'yı Türkiye'den çekilmeye zorlama ihtimali Demirtaş'ı öne çıkartıyor. Aslında başkanlıkla ilgili tartışmaların başladığı 7 Haziran öncesi yapılan araştırmalarda da Demirtaş'ın sivrilen siyasi aktör olduğu görülüyordu. Bundan da sadece Kandil değil, Öcalan'ın da rahatsız olduğu hep yazılıp söylendi.
Merkezi Diyarbakır'da bulunan Yeni Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (YORSAM) bölgede yaptığı "
Kimi başkan görmek istiyorsunuz?" sorusuna ilginçtir daha çok Öcalan değil Demirtaş cevabı veriliyordu. Demirtaş yüzde 34.9 oy alırken, Öcalan yüzde 28'lerde kalıyordu.

Bu yüzden bugünlerde HDP tabanında sessiz ve derinden "Öcalan mı yoksa Demirtaş mı?" sorusuna cevap aranıyor.
Gördüğünüz gibi sadece CHP cenahında değil HDP çevresinde de siyasette taşları yerinden oynatacak derin bir sancı yaşanıyor.
Bu sancı sivil siyasette yeni bir doğuma mı yol açar yoksa ölü doğum mu olur, onu da önümüzdeki süreçte göreceğiz.

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter