BİR ARADA YAŞAMA AHLAKINI KAYBEDİYORUZ

Yazılı olmayan kurallar sistemi olarak tanımlanan ahlak, insanların birlikte yaşarke ...

12.6.2017 10:36:00

Yazılı olmayan kurallar sistemi olarak tanımlanan ahlak, insanların birlikte yaşarken uyması gereken normları, değer yargılarını ifade eder. Bir başka deyişle ahlak; bireyin bir eylemde bulunurken, diğer bireylerin ve grupların çıkarına zarar vermemesinin kurallarını ortaya koyar. Ahlak yaşamın her alanında; bireyin bireyle, bireyin bir grupla ya da bir grubun diğer bir grupla ilişkilerini düzenleyen kurallar, ilkeler ve değerler bütünüdür. Zaman içinde toplumun vicdanında oluşur ve toplum tarafından ortak akılla ortaya konur. İyilik, doğruluk, dürüstlük, sorumluluk gibi nitelikleri kapsayan ahlakın yokluğu ya da anlamının kalmaması krizlerin, çatışmaların kısacası kaos ortamının yaratıcısıdır.  

Ahlaki değerler bireyin içinde yaşadığı toplumda zaman içinde oluştuğundan, ahlak kavramı zaman ve mekana göre farklılık gösterebiliyor. İnsan yaşam mücadelesini verirken son derece bencil davranabiliyor, bu özellik insanın doğasında var. Yaşaması diğer insanlarla birlikteliğine bağlı olsa da insan, diğer insanlara ahlaksız olarak tanımlanacak davranışlar sergileyebiliyor. Ancak, bencilliğin uzun vadede kişiye bir getirisi yok. İnsanlığın gelişimi için bir arada yaşamanın kurallarına uyulması şart. Bireysel çıkarların toplumsal çıkarların üzerinde olmaması gerek. Bu denge sağlanmadan; gelişmekten, zenginleşmekten, uygarlıktan, mutlu ve huzurlu bir toplum olmaktan söz edemeyiz.  Daron Acemoğlu ve James Robinson ünlü eserleri “Ulusların Düşüşü”nde ekonomik gelişmeyi tarihsel süreçte ele alırlar ve ahlakın çok önemli bir belirleyici olduğunun altını çizerler. Ayrıca ahlaksızlığı kurumlaştıran ulusların nasıl yok olduklarını örneklerle anlatırlar ve ekonomik başarının bir arada yaşama hukukunun kurumsallaşmasına bağlı olduğunu özellikle vurgularlar. Başarı; siyasetin ve onun yarattığı ekonomik kurumların kapsayıcı olmasına, dolayısıyla bireysel girişimlerin finansal ve hukuksal olarak desteklenmesine bağlıdır.

Davranış bilimci Selçuk R. Şirin “Ahlak kavramını soyut bir erdem olarak değil, somut bir düşünce olarak tanımlıyorum, niyetiniz erdemli de olsa bu niyet harekete geçmiyorsa ahlaktan söz edemeyiz” der. James Rent’in dört aşamalı ahlaki davranış modeline atıfta bulunur ve bu aşamalardan birisinin bile eksikliğinin ahlaksızlığa yol açtığını söyler;

·         Ahlaksızlığa Karşı Duyarlı Olmak: Ahlaksızlığa tanık olunca ne yaparsınız?

·         Ahlaki Bir Muhakemenizin Olması: Neyin doğru, neyin yanlış olduğuna yönelik ölçütleriniz var mı?

·         Ahlaki Motivasyon: Niyet ve bilgi kadar motivasyon şart. Görmezden mi gelmeli? Risk mi almalı?

·         Ahlaki Eylem: Cesaret ve beceri gerekli; kime, nasıl şikayet edilecek? Nereye gidilecek: Polise mi yoksa basına mı?

Ahlakın toplumsal boyutuna vurgu yapan Bernard Gert, ahlakı “bütün mantıklı insanların diğer insanlarla ilişkilerini yönetmesine yardımcı olan bir kamusal sistem” olarak tanımlar. Gert ahlakın özünü oluşturan on temel ilkeyi söyle sıralar: Öldürme/Acıya neden olma/ Sakatlama/ Özgürlüğü yok etme/ Hazdan mahrum etme/ Aldatma/ Sözünü tut/ Hile yapma/ Hukuka saygılı ol/Görevini yap. Günümüz insanının bu temel ilkelerden ne denli uzaklaştığını hepimiz görüyoruz.

Küresel ölçekte hemen her coğrafyada yaşanan gelirin paylaşımında yaşanan adaletsizlikler, barınma, beslenme ve cinsellik gibi fizyolojik ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanan milyarların durumu çok vahim. Diğer yanda ise; temel ihtiyaçlarını karşılanmasında sanayileşme sürecinin getirdiği kolaylıklar ve ulaşımda hız ve maliyetlerde azalma sonucu, yaşam bir bölüm insan için kolaylaştı. Ancak her alanda sunulan çeşitlilik ve seçeneklerin bolluğu günümüz insanında tatminsizlik yarattı. Çok doğal olarak tatmin tatminsizlik doğurdu. Belirsizlikler, doğruların göreceliği, çeşitlilik, yaşamın hızı, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki radikal değişimler kafaları iyice karıştırmış durumda. Sanayi sonrası toplumsal yapıda bireylerin referans alacakları değerler, etik ve toplumsal normlar konusunda da artık ortak bir kabul olduğunu söylemek zor. İnsanların günümüzde bu kavramları farklı algıladıklarını, ikilemler yaşadıkları ve tatmin arayışlarının bireysel ve duygusal alana kaydığını söyleyebiliriz. Anton C. Zijderveld “bir nesne, bir düşünce ya da bir ilişki bizi tatmin etmiyorsa hemen terk ediyor ve yeni bir arayışa çıkıyoruz” der. Günümüzün insanının sorgularken geleneksel değerlerden çok, büyük değişkenlik gösteren kendi öznel duygularını dikkate aldığını görüyoruz. Zijderveld’e göre bu durum; günümüzde “ahlak tüketimi”nin ana nedeni. Günümüz insanının davranışlarının temelinde ilkelerden çok, menfaat arayışı yatmaktadır. Sosyolog Erving Goffman modern insanı iletişim becerisi yüksek bir “sahtekar” ( hak etmeden talep eden kimse) olarak tanımlar. Bu nedenle modern insanın inandıklarından çok menfaatleri doğrultusunda hareket ettiğini söyler. Frederich Paulhan “Ahlakın Ahlaksızlığı” adlı çalışmasında, insan haklarından, bağımsızlıktan, özgürlükten söz edenlerin, gücü ellerine geçirdiklerinde bu değerleri unuttuklarını söyler. Birey ya da grupların söylemleriyle, eylemlerinin örtüşmemesini değişen koşullara uyum sağlama çabası olarak tanımlayanların ikilemlerine her yerde tanık oluyoruz. Üstelik bunların sayıları giderek artıyor.

Ahlak üzerine yapılan araştırmalar, hukukun üstünlüğüne dayalı, demokratik toplumlarda ahlaksızlığın azaldığını gösteriyor. Totaliter, otoriter sistemlerde ise, ahlaksızlığın her türlüsü sergileniyor. Güvenin tesisi çok önemli. Günümüzde gelişmişlik düzeyi için, toplumu oluşturan bireylerin birbirlerine güveni bir refah göstergesi olarak kabul ediliyor. “Dünya Değerler Araştırması” bu amaçla yapılıyor ve Türkiye birbirine güvenme açısından 58 ülke içinde, ne yazık ki 44. Sırada. Nüfusumuzun sadece yüzde 11,6’sı insanlara güvendiğini söylüyor. Bu oran açık toplumlarda örneğin, Hollanda’da yüzde 66, İsveç’te yüzde 60, Almanya’da yüzde 44. Verilerin analizi, hukuk sisteminde ve gelir dağılımında ne denli büyük adaletsizliklerin olduğu ortaya koyuyor.

Türkiye’de toplumsal yaşamın her alanında ahlakın tüketildiğine tanık oluyoruz. Sosyal, duygusal, siyasal, ticari, sportif alanda çatışmaların, gerilimlerin özünde bir arada yaşama kurallarına saygılı olmamak var. Son dönemde toplumsal bir olay olan trafikte yaşanan ahlak sorunu birçok kesimde dile getirildi. Ahlak herhangi bir dış yaptırım olmaksızın sergilediğimiz bir davranış ve kurallara uyma çabası ise; trafik kurallarına uymamak, ahlak kurallarına uymamak anlamına gelir. Sorun öylesine büyük ki, trafik ahlakı üzerine konferanslar, yarışmalar düzenleniyor, psikiyatri uzmanlarının yanında ekonomistler de konuya ilgi gösteriyorlar. Ekonomist Ege Cansen, ahlakın ekonomik gelişmenin temel bir parametresi olduğunu söylüyor ve ekonominin üçte birini oluşturan “ulaştırma” faaliyetlerinde yaşanan kaos için öneriler getirerek topluma sesleniyor: “Bir insanın ne denli ahlaklı ya da ahlaksız olduğunu en iyi şekilde gösteren test, bireylerin trafik içindeki davranışlarıdır. Çünkü trafik toplumsal bir olaydır.” Türkiye çapında birçok okulun “Trafik Ahlakı” konulu projelerinin yarışacağı “Trafikte Genç Fikirler Yarışması” soruna çözüm ihtiyacının somut bir göstergesi. Kural tanımazlık kuşkusuz salt trafikteki davranışlarla sınırlı değil.

Çözüm bir arada yaşama ahlakını yeniden yaratmamıza bağlı. İnsanı sadece eğitmek asla yeterli değil. Öncelikle evrensel normlara dayalı bir hukuk sisteminin tesisi ve bireysel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması gerek. Niyetiniz, bilginiz ve bunları sergileyecek cesaretiniz de olsa; eylem düzeyinde toplumsal desteğe ve size sahip çıkacak bir hukuk sistemine ihtiyacınız var. Aksi takdirde, yaşamın her alanında karşılaştığımız ve ekonomik gelişmenin önündeki en büyük engel olan ahlaksızlığı aşmayı beklemek hayalcilikten başka bir şey değil.

Tuygan ÇALIKOĞLU

tuygan@hotmail.com www.tuygancalikoglu.com.tr

Kaynak: Bernard Gert, Common Morality: Deciding What to Do, Anton C. Zijderveld, Klişelerin Diktatörlüğü, Erving Goffman, Etkileşim Ritüelleri, Selçuk R. Şirin, Bir Türkiye Hayali, 

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter