EVLİLİKLER NEDEN BİTİYOR?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TUİK) verilerine göre, Türkiye’de boşanmalar son 10 y ...

3.7.2017 12:45:00

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TUİK) verilerine göre, Türkiye’de boşanmalar son 10 yılda yüzde 41 oranında arttı. Yaş grubu ve cinsiyete göre boşanmalar incelendiğinde, en yüksek boşanma oranının erkek ve kadınlarda 30- 34 yaş grubu olduğu anlaşılıyor. Son bir yıl içinde boşanmalardan 110 bin çocuk etkilenmiş ve bunların yüzde 75’inin velayeti anneye verilmiş durumda. Boşanmaların yüzde 39,3’ü ilk 5 yıl içinde, yüzde 21,5’i ise 6- 10 yıl içinde gerçekleşiyor. Türkiye’de yıllık evlenme 600 bin, boşanma ise 120 bin dolayında. Bir başka deyişle, beş evlilikten biri boşanma ile sonuçlanıyor. Ancak bu istatistik boşanma oranını düşük gösteriyor; çünkü geçmişte yapılmış evliliklerle son yıl gerçekleşen boşanmaları karşılaştırıyor.


Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanı Fatma Şahin yakın geçmişte yüksek boşanma oranlarını görünce açıklama yapmıştı: “Boşanmadan önce çiftlere terapi tavsiye edilecek ve çiftler isterse bunu devletten talep edecek” Anlaşılan Bakan Şahin yol ayrımına gelmiş ve boşanma kararı almış çiftleri durdurabileceğine inanıyor ve ombudsmanlık öneriyor.

Sanayileşme ile başlayan süreçte bugüne dek çok şey değişti. Geleneksellikten yeniliğe, durağanlıktan devinime, zorlamadan özgürlüğe, sıradanlıktan özgünlüğe, ortak değerlerden bireysel seçimlere kadar yaşamımızda radikal değişimler oldu. Her şey birbirine karıştı. Yaşama biçimleri, yaşam anlayışları çok hızlı ve beklenmedik şekilde değişti. Aile yapısındaki sorunlarının tek sorumlusu kentleşme olarak görüldü ve büyük taraftar buldu. Çalışan anne ve babanın evlerinden uzak geçirdiği saatler, iletişim kurma ve bir arada yaşama olanaklarında sınırlılık aileyi en yalın hale getirdi: Karı- koca, bir ya da iki çocuk. Kentleşmenin bu süreçte bireyler arası sürtüşmeleri arttırması ve evlilik kurumunu sarsması doğaldır. Dinsel baskıların boşanma oranının yüksekliğine etkisi çok yüksek değil.  Çocuk yapmak istemeyen çiftlerin boşanmayı arttırıcı etkisi olduğunu savunan nüfus bilimciler var. Ancak bütün bu faktörler boşanmanın böylesine bir hızla artmasını açıklayacak nitelikte değil.

Bilgi,iletişim teknolojilerindeki çarpıcı gelişmeler, ulaşımdaki hız ve düşen maliyetler gündelik yaşamı çok değiştirdi, değiştirmeye de devam ediyor. Başkalarıyla, çevreyle ve kendimizle olan tüm ilişkilerimizi sürekli olarak gözden geçirmek ve yeniden düzenlemek zorundayız. İnsanlar “kendisi olmak” ve “kendilerini yaşamak” istiyorlar. Bu nedenle kadınlar da, erkekler de artık yaşamlarını kendileri düzenlemek istiyor. Tabii ki, erkekler genel olarak yüksek gelir kaynaklarına sahip olduklarından kendi yaşamlarını düzenleme özgürlükleri kadınlara göre daha fazla.

Toplumsal gelişmelerin özünde yoksulluğa karşı savaş vardır. Bu nedenle kişisel yaşam düzeyinin boşanma oranı ile yakın ilişkisi var. Bunun en somut örnekleri olan ABD ve İsveç’te her iki evlilikten biri boşanma ile sonuçlanıyor. Hemen arkadan gelen Japonya’da; yüzde 90’ı üniversite mezunu olan Japon kadını,3-5 yıl süren evliliklerinde 1-2 çocuk yapıp ayrılıyorlar. 50 yaş altındakilerin yüzde 60’ı bekar anne.  İngiltere ve Danimarka’da oran üçte bir dolayındadır. Rusya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya’da oranlar üçte bir ile yarı yarıya arasında değişiyor. Bu bağlamda toplumsal gelişme eşlerin ayrılığına yol açıyor diyebiliriz. Bu arada çağdaş dünyada para kazanma bireysel özgürlüğün tek güvencesi değil. Gelişmiş ülkelerdeki toplumsal üstünlükler eşlerin birbirine bağımlı olmadan yaşamalarını sağlıyor. Özlük haklarının dışında; parasal destekli kreşler, koruma evleri, tatil olanakları, alış veriş destekleri, boş zamanın işyeri tarafından düzenlenmesi gibi üstünlükler, kişisel güvenliğin ve özgürlüğün kaynağı. Bu ülkelerde kişinin güvencesi çekirdek aile değil, toplumdur. 

Kadınların çalışma yaşamına girmeleriyle boşanma arasında önemli bir ilişki var. Kadınların hem niceliksel, hem de niteliksel olarak iş yaşamında boy gösterdikçe boşanmalar da yükseldi. Hizmet sektörü boşanmaların en sık görüldüğü kesim. Eşlerin her ikisin de çalışması durumunda boşanma oranı ev kadınlarına göre dört kat fazla. Aile alışkanlıkları bölünmüş, parçalanmış durumda. Modern evliliklerde bir arada yenen yemek sayısı giderek azalıyor, yemeklerin çeşitliliği ve hazırlanmasındaki özen yok oldu. Ortak geçirilen zamanlar azaldı, tercihler değişti, aynı programlar bile izlenmiyor. Acı ama gerçek; eşler yaşamın yoğun temposunda birlikte alış verişe çıkmak, sinemaya gitmek için neredeyse bir hafta önceden randevulaşmak zorunda.

Araştırmacılar evliliklerin çoğunlukla aynı toplumsal çevreden, aynı yöreden insanlarla yapıldığını gösteriyor. Geçmişte “denkteş evlilik” diye tanımlanan bu evliliklerde; iki eşin coğrafi kökeni, aile yapıları, dini, mezhebi, eğitimi, mesleği, yaşı, kültürü gibi ortak özelliklerin paylaşımı söz konusuydu.. Ancak günümüzde denk eşlilik de önemini yitirmiş durumda Çünkü toplum yapısındaki anlayış ve tutumlardaki radikal değişimler herkes tarafından aynı oranda benimsenmiyor. Dolayısıyla aynı toplumsal yapıda ve coğrafi çevrede de yaşasalar, insanların yaşama biçimleri ve değer yargıları aynı değil.

Gelecek Bilimci Alvin Toffler daha 1970 yılında “Klasik evliliğin sonsuz aşk yeminini bozmasından beri geçici evlilikler bütün dünyada benimsenir oldu. Eşler gelişme düzeylerindeki fark arttıkça, yollarının ayrılma noktasına geldiğini görüyorlar. Bunu bir dram haline getirmeden, çatışmadan, kavga etmeden ilişkilerini noktalıyorlar” demişti.

Eskiden boşanmalar ayıptı, geleneksel ailede kız gelin olurken babası ona “ Gelinliğinle gidiyorsun buraya kefeninle dönebilirsin” derdi. Aile demek “namus” demekti. Ama artık öyle değil; her şey değişti, dünya değişti, Türkiye de değişti.  Günümüzde boşanmalar eskisi gibi ahlaki açıdan yargılanmıyor, toplumsal açıdan bir açıklaması var, dahası sıradan bir olay. Ancak bu süreç duygusal çöküntü yaşayan insanlar yaratıyor. Hem de duyguları karmakarışık hale gelmiş insanlar. Kabul etmeliyiz ki, boşanma hala büyük bir üzüntü, büyük bir travma.  Kişisel yaşamı feda etmek herkes için kaotiktir. Hem dengeleri ve yaşama nedenlerini kaybetmeyi göze alarak kendilerini feda eden anne babalar için, hem de istemeden bunun sorumluluğunu alan çocuklar için.

Tuygan ÇALIKOĞLU

tuygan@hotmail.com  www.tuygancalikoglu.com.tr

Kaynak: www.tuik.gov.tr   http://osakaninmuhtari.blogspot.com.tr http://www.haber7.com/sosyal-yasam/haber/944505-bosanacak-ciftlere-ombudsmanlik-yapacak Boşanma Salgını, Christiane Collange  Future Shock, Alvin Toffler 

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter