“MERSİN ÇEVRECİLİĞİ

 Mersin usulü çevreci anlayışını sorgulamayı sürdürelim…Bu militan ve iyice poli ...

22.12.2017 12:51:00

 Mersin usulü çevreci anlayışını sorgulamayı sürdürelim…

Bu militan ve iyice politikleşen çevreciliğin, nasılsa (!) gözden kaçırdığı, ya da önem vermediği(?)  çevre sorunlarından bazılarını hatırlayalım:

*Gemi atıklarının boşaltılacağı bir sintine gemisi olmayan Mersin limanına gelen gemilerin birçoğu atıklarını denize boşaltıyor.
*Mersin-Silifke arasındaki birçok sitenin arıtmasız atıkları deniz boşaltılmaktadır.
*Mersin sahili dolgu alanıyla yok edilmiş, doğanın dengesi bozulmuştur.
*Dere yataklarına imar izni verilmiş, yağmur sularının tahliyesini yapacak dereler yok edilmiştir.
*Doğu Mersin’e yapılan petrol dolum tesislerine izin verilmiştir.
Tüm bunlara karşı çevrecilerin sesini duyamıyoruz; derin uykuda idiler.

Buna karşı, son derece değerli ve özellikle konum açısından çok isabetli iki yatırımı da engellediler! 
Son aylarda çevrecilerin engelledikleri bu iki önemli konu:
1/Mezitli’nin en uygun ve herkesin kolayca ulaşılabileceği bir yere yapılacak olan Kültür Merkezi engellenmiştir. 
Belediyenin büyük çabalarla istimlak ettiği, ulaşım ve kullanım açısından çok uygun bir yerde, üç-beş sıradan ağaç bahane edilerek, arkadaki iki binanın görüş alanı kapatılmasın diye çevreciler meseleye alet olmuştur. Tam bir mahalle baskısı!
 Mezitli Belediyesi Belediye Binası’nın işgal edileceği tehditleri üzerine, bu yaptırımdan vazgeçmiştir ( Konuyu çok daha çirkin bir yolla, parti içi rekabete alet eden kart siyasetçiler de sahneye çıkmıştır!). 
Şimdi Mezitli Belediyesi projeyi bir başka yere kaydırmıştır; ama bu bağır-çağır çevreciliği de artık duvara toslamıştır.
Önemli bir ihtiyaç olan bu kültür ve sanat hizmetinin engellenmesi, önümüzdeki yıllarda çok daha fazla hissedilecek olumsuz etkisini gösterecektir.
Düşünün: Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan’dan söz ediyorum; çevre koruma, işgal edilen kamu mülklerini geri kazanma, parklar düzenleme ve özetle insana dokunan her meselede demokrasi dersi veren bir Başkandan…
Yazıktır; ayıptır! 
Bu utanç verici tecrübe, ilgili herkese ve özellikle de çevrecilik adı altındaki her militan çıkışa destek veren ve bunu bir mahalle baskısına çeviren ilgili herkese ders olmalıdır.

2/ Kışla arazisine belki yapılacak olan bir 5 yıldızlı otel engellenmiştir. 
Tüm Çamlıbel’i,hatta cazibesini giderek kaybeden Çarşı Merkezi’nin kurtuluşu olabilecek bir projenin önüne geçilmiştir.
Birbirine yakın otellerin olması ile Mersin’de ulusal ve uluslararası spor müsabakalarının daha uygun yapılabileceğini birçok kez yazmıştım. Bu proje bir yerde atıl duran, değerlendirilemeyen bu tesisleri de kente kazandıracaktı.
Karşı sahilde tam 15 km. boyunca uzanan yeşil alan var; Kışla arazisi kenti bölüyor ve sanki terkedilmiş bir geniş arazi halinde duruyor. Ne yapacaksınız? Sonuçta birilerinin mülkü burası ve Mersin’de bir çöküş yaşayan Çamlıbel ve Kent Merkezi için kurtuluş ümidi olacak butik bir otel ve çevresinde gezi, dinlenme, rekreasyon alanları… Ama olmuyor işte! Eski Kentin doğu ve batı yakası bölünmüş duruyor; Çamlıbel çürüyor; Kent Merkezi ölmemek için çırpınıyor… 
Yarım asırdan fazladır boş duran Kışla arazisi yine yıllarca boş, atıl olarak kalacaktır.

* * *
 
Bugüne kadar bu kente yapılacak kalkınmaya dönük yatırımlar öncelikle çevreci bahanelerle engellenmeye çalışıldı; muhalif siyaset de bu kör çevrecilikten yararlandı. 
Mersin’de bu kentin rantını sömüren ve bunun için de kentte değişikliklerin ve yeni yatırımların olmasını istemeyen bir kesimin ve bunların çevresindeki küçük menfaatle yetinen çevrelerin de bu yatırımlar işine gelmemektedir. 
Tüm yatırımlara karşı Mersin’de bir gizli direnç sürmektedir.
Bütününde baktığımız zaman Havalimanı, Akdeniz Sahil Yolu, Kazanlı Turizm Alanları, Lojistik Merkez, Tarım Teknoparkı, Yeni Organize Sanayi Bölgeleri, Kent İçi Ulaşım gibi sayısız proje engellenmiş, geciktirilmiş ya da karşı çıkılmıştır. 
Bir arada tüm bunlar bir tesadüf sonucu olamaz…

Ama hayat bunca yalanı ve yanlışı daha taşıyamazdı; öyle de oldu.
Son yıllarda bu durumun yavaş yavaş değiştiğini gözlemliyoruz.
Şimdi yeni bir dönem yaşıyoruz. 
Artık insanlarımız kent ekonomisine, kentin gelişmesine, istihdama ve halkın refah seviyesinin yükselmesine katkı verecek bu yatırımların baştan reddedilmesine karşı duruyor, sorguluyor ve fikirlerini söyleyebiliyorlar.
Yine bu dönemde kararlı bir siyasi irade bu yatırımlarda geri adım atmıyor.
Akkuyu Nükleer Santrali aşama aşama gerçekleşiyor.
Balık Çiftliklerinin ilki şu anda kurulmuş durumda ve çalışmaktadır.

Hemen ekleyeyim: Çevre meselesi önemlidir, değerlidir ve hepimizin sorunudur. Ama bu konu bir iç politika aracı olmamalı idi; özellikle dış devletlerle ülkemiz arasında sürüp giden ekonomik rekabette, yabancı vakıfların kullandığı bir imkâna dönüşmemeli idi . 
Konuşarak, birbirimize saygı duyarak ve bir mahalle baskısından uzak dil içinde sorunları tartışamaz mıyız? Ama değil; hemen her konu hızla politik bir muhalefete araç ediliyor, yabancı güçlerin cirit attığı bir garip oyuna dönüyor.
Kaybeden de ülkemiz oluyor, Mersin oluyor, insanımız oluyor.
Meseleyi bunca tecrübeden sonra artık bir başka zeminde, bir başka anlayışla konuşma zamanı gelmiştir.

HARUN ARSLAN
(devam edecek)


  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter

sorgulamaya sorgulama - 23.12.2017 15:59:00
Yine bu yazardan şaşırtmayan bir yorum. Mersin'in hayrına olan, Mersin'i savunan hiç bir yazısını bu güne dek göremedik. Yine şaşırtmadı. Kendisi çevreci yaklaşımı ve mantığı sorgulamış ben de kendisinin bu yaklaşımını ve mantığını sorguluyorum. Adnan Menderes'te sahilin karşısındaki boş alanlara beton yığınları yapılmaktadır. Beton mikserleri her gün Adnan Menderes'te beton döküyor. Efendim düzenleme yapılacak mavrasını anlatmasın kimse. Oralara hiç bir düzenleme yapılmasa ve toprak kalsa, çim kalsa şimdikinden yine iyidir. AKP'nin yeşil, orman, doğa, toprak düşmanlığı zaten tescilli idi. Şimdi MHP'nin de ondan farkı olmadığı ortada. Düşük vizyonlu Kocamaz ve ekibinin kenti ne hale getirdiği ile ilgili tek satır yazamamak nasıl bir gazeteciliktir? Balık çiftliklerini savunacaksın ama kentin perişanlığını görmezden geleceksin. Bu mudur gazetecilik? Doğanın katledilmesine göz yummak kente ve ülkeye hainliktir. Bunu gazeteci olarak savunmak ise en hafifiyle ayıptır!
celal necati üçyıldız - 23.12.2017 11:47:00
nükleere 1978 yılından bu yana karşı çıkıyorum. ben bir vatan hainiyim, çimentoya ilk karşı çıkan biriydim, vatan hainiyim, termik santrale de karşı çıktım, tersane 300 metre yakınında korunmaya muhtaç göksu deltası yüzünden iptal oldu, balık çiftliklerinin bodrum a ne yaptığını görüyorum. ona da karşı çıkıyorum. onun içinde vatan hainiyim. lütfen beni yargılasınlar.