ALİ ÖZVEREN

Türkiye'deki siyasetin algılanışı ve siyaset ediş tarzı için alışılmış ve ezberlediği ...

27.12.2017 15:18:00

Türkiye'deki siyasetin algılanışı ve siyaset ediş tarzı için alışılmış ve ezberlediğimiz kalıplar vardır.
Örneğin, siyaset para için yapılır.. 
Bir yere aday olmuşsan mutlaka yükünü tutmak içindir vb.
Dahası, siyaset parasız pulsuzların işidir. 
İşini kurmuş, mesleğinde başarılı insanlar aktif siyasete girerek risk almaz ve genellikle birilerini destekler yada  adamlarını sokarlar falan.
Bu arada yine bildiğimiz, alıştığımız, her gün tekrar ettiğimiz başka bir replikte;  işinde başarılı adamlar, üstelik torun-tosun sahibi olmuşlarsa, onlar siyasete girerek, risk almazlar..
Evet bütün bunlar genel olarak kültürümüz , özel olarak da siyaset kültürümüzün kabul gören kalıplarıdır ve toplumumuzun ezberleri bunların üzerine kurgulanmıştır.
Ama az sayıda da olsa ezber bozucular çıkıyor ve tüm bildiklerimizi yerle bir ederek siyaset ediş tarzına yeni bir pencere açıyor.
 Ali Özveren, Mersin'de ezber bozucuların, tabu kırıcıların başında geliyor.
İsterseniz Özveren'in hayat hikayesini birlikte inceleyelim.
 Daha gençlik yıllarında insanın özgürleşmesi ve daha adil bir yaşam tarzının kurulması için mücadele başlamıştır.
 1970'li yıllarda genç ve idealist bir öğretmen olarak Mersin'e yerleşti.
Ali hoca işte o günlerde ezber bozmaya başladı; hem geçimini kazanmak için ticaret yapıyor hem de daha yaşanası bir toplum mücadelesi için üstüne düşeni.. 
Özveren  hiç bir zaman bu "mücadeleci" konumunu terk etmedi.
Bu arada iş yaşamında başarıdan başarıya koştu; Mersin eğitim camiasında ilkleri gerçekleştirdi .
Özveren, iş yaşamında başarılı olan çoğu insan gibi, toplumsal mücadeleden, Türk toplumunun özgürleşmesi mücadelesinden vazgeçmedi. 
Belki de bu nedenle hep yasalara bağlı kaldı ama bir türlü "düzenle" uzlaşmadı; her zaman düzen'in muhalifi oldu.
Yıllar sonra CHP il başkanlığı için elini taşın altına soktu. 
Parti kongresi sırasında yaptığı konuşmada CHP'nin yenilikçi bir çizgi ile güçleneceğinin altını çizerek,  devletçi çizgiyi kendi üslubunca eleştirdi ve çağdaş bir sosyal demokrasi tarifi yaptı.
Ali Hoca CHP il başkanlığına talip olurken ikinci kez ezberimizi bozmuştu.
Fakat esas olarak ezberimizi bozduğu ve beynimizdeki tabuları yıktığı eylemi ise Yenişehir belediye başkan adayı olması idi.
 Ali Hoca CHP il başkanlığına niçin aday olmuşsa SHP'den belediye başkanlığına da onun için aday olmuştu.
Çoğu kişinin bunun farkına varmamış olması gerçeği değiştirmez.
CHP il başkanlığına seçildiği taktirde yeni bir sosyal demokrasi tanımını Mersin örgütlerinde tartışmaya açacak ve kişilikli bir örgüt yöneticiliğini herkese gösterecekti.
Şurası kesin;  Ali Özveren CHP il başkanı olsaydı, Mersin tarihi başka türlü yazılacaktı!
CHP il başkanı seçilmeyen Ali Özveren, Mersin CHP'deki yönetici elit'in dışındaki sol güçlerin adayı olarak Yenişehir belediye başkan adayı olması için üstünde müthiş bir baskı kuruldu ve  bir kez daha ezberimizi bozdu.
Özveren çok büyük bir risk alarak, SHP'nin, yada yaygın tanımla, Hadep'in belediye başkan adayı oldu.
Ali Hoca"yı tanıyanlar çok iyi bilir; savunduğu düşüncelerin evrenselliği itibarıyla, etnik ve mezhepsel tutum ve davranışlara hiç bir zaman prim vermemiştir.
Ancak adaylığı kabul ederken Türk solunun genel durumuna bir yeni bir açılımda katkı yapabilir miyim? diye düşündü ve o nedenle aday oldu.
Yoksa belediye başkanı olamayacağını yada olduğu taktirde kendini tatmin etmeyeceğini çok iyi biliyordu.
Ali Özveren SHP'nin adayı oldu ama bilinen milliyetçi dedikodu onu hemen kürtlerin, yani Hadep'in adayı olarak gösterdi.
Bu ise Ali hoca'yı işi açısından olumsuz etkileyebilirdi
Ancak hoca her şeyi göze alarak, çok net biçimde adaylığının gerekçesini herkese anlatmaya devam ederek, alışılmış kalıplarımızı, tabularımızı yıktı.
Onun gibi Mersin'de herkesin malı olmuş bir okul sahibi nasıl olurda böyle bir adaylığı kabul edebilirdi?
Yenişehir belediye başkanı olunca ne olacaktı? Zaten şu anki serveti tüm sülalesine yeterdi!
İyi de Ali Özveren niçin aday olmuştu?
Evet , Hoca'nın adaylığı günlerinde bütün bunlar konuşuldu ve herkes kendine göre sorulara  cevaplar verdi..
Ali Özveren, Türkiye'de sayısı az bulunan aydınlarımızdan birisi. Aydın olmak ezber bozmak ve tabu yıkmaktır.
O , torun-tosun besleyip doğa ile uğraşacağı yerde, herkesin önüne çıktı ve ezberimizi bozdu. 
O tutarlı ve namuslu aydın tavrı gösterdi.
Ali Hoca, şimdilerde Kent Radyo'da her cuma günü yaptığı konuşmalarıyla ezberimizi bozmaya devam ediyor.
Sayıları az ama Mersin'de ezberimizi bozanlar var…
TOROS ÜNİVERSİTESİ
Yukardaki satırları 2004’ün 5 Ağustos’unda yazmışım…O günden bu yana Ali Hoca hedeflerine ulaşmak için çabalarını sürdürdü ve en büyük ideali olan Toros Üniversitesi’ni kurdu.
Yeni NESİL ÜNİVERSİTELERİN belki de en YENİSİ Toros Üniversitesi…Hızla ilerliyor ve parlak başarılara imza atıyor. Nasıl ki Toros Koleji Türkiye’nin en önemli okullarından birisi olduysa şimdi Toros Üniversitesi bu yolda hızla ilerliyor…
Uray kampüsünün açılması bir üniversitenin kent tarihi ile nasıl bütünleşeceğinin de çok önemli göstergesidir…

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter