SOSYALİST KÜBA

Savaş Özbey/HürriyetVaktiniz varsa bugün sizi bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Hem b ...

9.2.2018 13:09:00

Savaş Özbey/Hürriyet

Vaktiniz varsa bugün sizi bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Hem bize çok uzak hem de tam içimizden bir coğrafyaya: Küba. Gitmeden önce kafam zaten karışıktı, altı gün kaldım, daha da karıştı. Gelin o kafa karışıklığıma sizi de ortak edeyim... İşte Ejder Turizm’in davetlisi olarak gittiğim Küba yolculuğum...
? Önce gayri-insani duygular: Küba gibi bir ülkeyi ziyaret edip de İspanyollar’a bilenmemek mümkün değil. Düşünsenize, bir gün Eminönü’ne birkaç gemi yanaşıyor... 
Önce halkınıza dostça yaklaşıyorlar. Ama gerçek niyetleri sonra ortaya çıkıyor: Meğer herkesi köleleştirip zengin olmak istiyorlarmış. 
Bütün sevdikleriniz bu yabancıların getirdiği çiçek hastalığı gibi salgınlardan kırılırken, isyan edenler ibreti alem olsun diye çoluk-çocuk katledilip yüksek hisarlardan aşağı atılıyor. 
İspanyollardan saklanmak için dağlarda sığındıkları mağaraları gezdiriyorlar. Sakın gitmeyin! Sanki çığlıkları kulaklarınızda çınlıyor, yaşadıkları ıstırap üstünüze yapışıyor. Bugün Küba’nın üç yerli halkının da soyu kırılmış durumda.
 Ardından anti-Amerikan duygular: Yaklaşık üç asır süren bu İspanyol cehenneminde yaşam koşulları ve vergiler o kadar ağır ki İspanyollar bile İspanya’ya isyan ediyor. En sonunda bağımsız oluyorlar, kölelik kalkıyor ama bu sefer de yağmurdan kaçarken, Amerikan emperyalizminin kucağına oturuyorlar. 
Millet fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş... Eğitim-sağlık hak götüre. Uyuşturucu, kara para, fuhuş... 
ABD’nin ne kadar kirli işi varsa Küba’da dönmeye başlıyor. 
Size Nacional Hotel’i falan anlatacaklar: Küba’nın Pera Palas’ı...
Sakın gitmeyin! Uyuşturucuya alıştırılıp fuhuşa sürüklenmiş nice ana kuzusunun inlemeleri kulaklarınızda çınlıyor, masumelerin veballeri üzerinize yapışıyor. Bugün bu lüks kerhanenin halıları bile kurtlanmış durumda.
En son karşı-devrimci duygular: Küba da Türkiye gibi... Nedense, ‘hain’i de ‘vatansever’i de daha bol. Fidel Castro gibi okumuş kesim, bu olup bitene dur demek için yola çıkıyor; en sonunda devrim yapıp Amerikalıları da işbirlikçilerini de ülkelerinden kovuyorlar. 
İyi, güzel ama o sırada başkent Havana’da bir tarzı hayat, medeniyet oluşmuş durumda: Mimari, gastronomi, musiki... Ne varsa yerle yeksan ediyorlar! 
Kaçabilen kaçmış, kalanlar sinmiş, kimini de devrim karşıtı diye infaz etmişler. 
Sizi devrim kahramanı Che Guevera’nın ofisine götürmek isteyecekler. Sakın gitmeyin! Burası devrimin takır takır hem ‘Habil’lerini hem ‘Kabil’lerini yediği nokta...
Yalvarışları kulaklarınızda çınlıyor, akıtılan kan üstünüze yapışıyor. Bugün bile Havana’nın dörtte üçü hâlâ Kıbrıs’taki hayalet kent Maraş durumunda.

Başka bir dünya mümkün mü?
İnsanı iki büklüm eden bütün bu tarihi mirası saymazsanız Küba, imkânı olan herkesin görmesi, ilham alması gereken muhteşem bir coğrafya. 
Harika bir doğası, muhteşem plajları, lezzetli meyveleri, güzel yemekleri, sıcacık insanları, tertemiz haneleri, mutlu müzikleri, seksi dansları var. 
Ama daha önemlisi, ‘duvağı açılmamış’ sosyalizmin belki de son kalesi. 
Beslenme, barınma, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçlarımızın, dünyaya gelen her birey için vazgeçilmez insan hakları olduğunun kanıtı. 
Başka bir dünya kurulması gerçekten mümkün mü? 
Kurulursa, Türkiye orada yerini alır mı? 
Bizim eksiğimiz ne ki ülkemizde doğan her yurttaşa bunları sağlayamıyoruz? Aklım bütün bu sorularla karmakarışık... 
Kafamı bu kadar karıştırdıkları için beni evinde misafir eden Nadia Abla’ma, sonsuz sabrı için rehberimiz Özlem’e (Karakoç) ve nazik daveti için Ejder Turizm’e teşekkürü borç bilirim.

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter