Narenciye İhracatı Artıyor, Ancak Gelirimiz Yerinde SAYIYOR

  Narenciye sezonunu (Eylül 2017-Nisan 2018) tamamladık. AKİB verilerine gör ...

11.5.2018 11:45:00

 

Narenciye sezonunu (Eylül 2017-Nisan 2018) tamamladık. AKİB verilerine göre narenciye ihracatımız bir önceki sezona kıyasla miktar olarak yüzde 14 arttı ve 1 milyon 846 bin tona ulaştı. İhracatımızın yüzde 75'lik bölümünü gerçekleştirdiğimiz Rusya, Irak, Ukrayna ve Suudi Arabistan en önemli pazarlarımız oldular. Ürün bazında incelediğimizde ise ihracatımızın yüzde 40'ını mandalina, yüzde 27'sini limon, yüzde 24'ünü portakal ve kalan yüzde 9'unu greyfurt oluşturdu. Bu ürünlerin ihracatından 924 milyon dolar gelir sağladık.

 

Türkiye'de 4.8 milyon tonluk narenciye üretiminin yüzde 40'ı ihracata gidiyor. Dolayısıyla üretimin artması ihracat performansımızın devamlılığına bağlı. Beş yıl önceki narenciye sezonu ile karşılaştırıldığında, ihracatımız miktar olarak yüzde 30 arttı. Buna karşın, değer olarak sadece yüzde 4 yükseldi. Yani beş yıl öncesine göre daha fazla narenciye ihraç ediyoruz ancak beş yıl öncesi ile aynı geliri elde ediyoruz.

 

Bunun en temel nedeni rakip ülkelerle rekabet edebilmek için narenciyeyi daha ucuza ihraç etmemiz. Ülkemiz beş sezon önce narenciye ihracatından ton başına 625 dolar gelir elde ederken, bu rakam bu sezon 500 dolara geriledi. En önemli ihraç ürünümüz olan mandalinadan geçen sezon ton başına 494 dolar gelir sağladık. Bu rakam Güney Afrika için 1.000 ve İspanya için 980 dolar. Portakalı Mısır 830, İspanya 780 dolara ihraç ederken, ülkemiz yurtdışına sadece 390 dolara gönderiyor. Limondan ton başına 625 dolar kazanıyoruz. Oysa İspanya 1.200 ve Arjantin 1.030 dolar gelir elde ediyorlar.

 

Özetle, bugünden bazı önlemler almaz isek, önümüzdeki yıllarda narenciye ihracatı yarışında gerileyebiliriz. 1.8 milyon tonluk narenciye ihracatımızın 1.3 milyon tonunu, yani yüzde 75'ini Rusya, Irak, Ukrayna ve Suudi Arabistan'a yaptık. Ancak Almanya, Fransa, Hollanda, Amerika ve İngiltere dünyada en fazla narenciye ithal eden ülkeler arasında yer alıyorlar. Bu beş ülke 2017 yılında 5.4 milyon ton narenciye ithal etti. Türkiye'nin ise 5.4 milyon tonluk bu pazardan aldığı pay yüzde 1 bile değil. Oysa İspanya bu pazarın yüzde 43'üne, Meksika yüzde 15'ine ve Güney Afrika yüzde 12'sine hakim durumda. Dolayısıyla, bu ülkeler ile rekabet edebilmek için pazar taleplerini iyi analiz etmeliyiz. ARGE çalışmalarını destekleyerek bu pazarların tercih ettikleri çeşitleri istenilen kalitede yetiştirmeliyiz.

Diğer yandan, Türkiye'yi geride bırakan ülkelerde ürün arzı yıl boyunca devam ediyor. Oysa ülkemiz için bu süre altı ay. Yarı yarıya daha kısa olan bu dönem rekabet gücümüzü olumsuz etkiliyor. Bu çerçevede, hasat süresini ürün ve kalite kaybı olmadan tüm sezona yayacak erken, orta ve geç çeşitler geliştirmeliyiz. Ayrıca tüm sezona yayılan hasatta kayıp yaşanmaması açısından soğuk hava zinciri ve depolama önemli bir etkendir. Bu bakımdan depolamaya özel önem verilmeli, sağlanacak desteklerle soğuk hava depo sayısı artırılmalıdır. Bu adımları temel alan yeni bir narenciye üretim planlaması ve bu üretimi özendirecek yeni bir teşvik mekanizması narenciye ihracatı yarışında ülkemizi ileriye taşıyacaktır.

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter