KENTİM

Kentim,  ülke içinden ve dışından gelen gezginlere, bölgenin insanlarına, Toros ...

4.6.2018 10:32:00

Kentim,  ülke içinden ve dışından gelen gezginlere, bölgenin insanlarına, Toros Dağları’nın karışık doğasında yürüyüş, tırmanış güzergâhları sunar; Akdeniz’in henüz yapılarla kuşatılmamış, kentten uzak kıyılarında, koylarında, kumsallarında isteyene sessiz dinlenceler, isteyene unutmayacağı eğlenceler yaşatır. Geçmiş uygarlıkların mirasının yanı başında, ayın ışığında, bol yıldızlı gecelerde, sessizliği seçip kulak kabartırsa, özgür bırakırsa duyularını, zamanı değiştirip, başka bir yüzyıla, başka bir binyıla girebilir. 

Çeşitli coğrafyalardan, değişik çağlarda/zamanlarda gelip, bu topraklara yerleşen insanların, toplulukların, farklı kültürlerini birlikte getirip,  ortak yaşama kattıkları diyardır bu diyar. Binlerce yıl boyunca kıyılarında inşa edilmiş, berrak suların içinde yapı taşları parıldayan dalga kıranların oluşturduğu limanlar, Akdeniz güçlerinin uğrağı idi. Şiirler, türküler, korolar, paralar, birbirine karıştı burada. Onlarca yerleşimin izinin üzerinde kurulu son yerleşim kentim, kültürler çeşnisi üzerinde kültürler birlikteliğiyle yaşamını sürdürüyor.  Kentimin merkezinde yer alan höyük, son dokuz bin yılı içeren, üst üste yaşanmış kültür katlarında, sanki bir zaman tünelinde ilerletiyor. Günümüze dek alçak sesle söylediği söylemlerini, yüksek sesle söylemeye hazırlanıyor kentim. Yüksek sesle söylemenin sırası şimdi. 

Estetik beğenilerini, ilgi alanlarını,  bilgi dağarcıklarını, inançlarını, gönüllerini beslemek isteyenlere, kentim, doğasından, tarihinden, elinden, beyninden türeyen özgün yenilikler sunacak yeni zamanda. Doğanın sesine rakip dinletiler, ses verecek asmalı iç avlulardan. Şaşıracak kuşlar dinlediklerine. Son beş yüz yılın zenginliği, Akdeniz’den üremiş geniş kadrolu operalar, sanatın tüm türlerini taşıyacak büyülü sahnelere. Neşeli müzikaller iç sesimizi, kahkahalarımızı yükseltecek. Kalabalık orkestraların yaylı sazlarından, vurmalı çalgılarından senfoniler girecek iyi giyimli akşamlara. Kadın, geciktirdiği busesini konduracak adamın dudaklarına konserden çıkışta, önceden kondurmadığı. Bedenin sınırlarını zorlayan bale, dans, tahayyül sınırlarını da zorlayacak, seyredince genç nesiller.  Ahmet Yeşil’i dünyaya armağan eden yaratıcı ortam, fırçayı boyayı verecek eline çocukların. Yeni kitapların ardı ardına yayımlanması, yeni bestelerin seslendirilmelerinin hızla çoğalması, tanık olacak yeni zamanın başladığına. Kentlerin çoğunluğunda olmayan sanat devingenliği, kentimin kişiliğinin farklılığını, özgünlüğünü çoktan başladı göstermeye.

Çağımızın gözleyen, ilgili, etkin, inceleyen, gözden kaçırmak istemeyen gözleri, başka toplulukların, başka kültürlerin, tek tek insanların ortaya koyduğu özgün üretimleri, yeni teknikleri, müstesna eserleri, insanın doğaya eklediği yaratıcılığını, evrenin yeni okunabilmiş sırrını görmek, duymak, anlamak ister her daim. Her buluş, sonraki buluşun habercisidir çünkü. Her yenilik sonraki yeniliğin öncüsüdür çünkü. Koşup gelen gözlemci, aklın,  bilimin, düşüncenin yengilerini izlemek; maceraların, aşkın, ödünsüz tutkuların hikâyelerini dinlemek; büyülenmek, şaşıp kalmak ister. Dirilmek, kolaylaştırmak yaşamı, iyileştirmek yeni güçlerle, sevincini büyütmek ister. Yeni ne ise, katar insanlığın birikimine.

İşte, uzak/ yakın diyarların, olağanın üstünü arayan insanlarına, kentimin haklı çekiciliği, kötü ellerde bile yok edilememiş cazibesi yansıyacak yeni zamanda. Henüz tüm şanslar, olasılıklar, geçmişin günümüze katkı sağlayacak unutulmuş çözümleri gün ışığına çıkarılmamıştır. Tarihi olan topraklar, tarihi olmayan topraklara fark atar. Şanslar henüz güce tam dönüştürülmemiştir. Bilinci yüksek, sorumluluğu ileri, görüşünün menzili uzak, ülküsü ve gönlü zengin, yaratıcılığı zapt edilemez hemşehriler yetişmiştir burada her çağ. Farklılıkları, şansları anlamaktalar, yeni farklılıklar yaratacaklar özgürce, bereketli topraklar, sular üzerinde

Geçmiş binyılların yitmiş kentlerinin somut ve soyut kültür mirası aralıksız fısıldıyor yanımda. Yörüklerin söylenceleri, sazlı sözlü deyişler arkamdan geliyor. Çeşme başında, salkım söğüdün altında dağlı kızlar gülümsüyor, iğne oyası ören. Açık/ kapalı müzeler, sergiler anlatıyor ne çok. Onarılması elzem, eski kent çekirdeği çağırıyor taş ustalarını yeniden. İbadethanelerden yükseliyor ilahi ve ezan. Palmiyelerin büyük yaprakları eşlik ediyor hışırtılarıyla. Dünün, bugünün, geleceğin yerel, evrensel sanatlarını tanıtıyor festivaller.  Ulusların buluşmaları, fuarlar, defileler,  yarışmalar, ödüller başlangıcın geride kaldığını, yol alındığını gösteriyor. Duyun yeryüzü insanları.

Dünyayla yüzyıllar önce buluşmuş birkaç kentimiz dışında, sanat etkinlikleri devingenliği kıyaslamasında önde koşmaktadır kentim. Uluslararası sanat buluşmaları, gösteri mekânları, yeni gönüllü ve yürekli oluşumlar, sivil girişimler, kazanılan yeni kurumlar, izleyici sayısı artmakta. Kaldırıyorum başımı yazmaktan: yontucu kızlar yürüyor kaldırımda, ellerinde mermerin tozu. Bir viyolonsel dayanmış duvara, bekliyor sahibini.  Festivaller, şenlikler, panayırlar, kitlesel kutlamalar, geniş katılımlı oturumlar, tanıtımlar iletişim uzmanlarının;  kültür, sanat,  bilim insanlarının bilgisinden,  görüşünden,  birikiminden, tasarım gücünden yararlanmakta. İnsanların katılması, değer katması yaygınlaşmakta. Yol yerelden evrensele uzanmakta. Her insan bir değer, değer ortaya çıkmakta. Yeni bir düzleme çıkıyorlar basamaklardan.

Sanatın girmesiyle yaşamımıza daha çok, insanlar kendilerini dinleyebilir, dinlenebilir;  saklı, dipte kalmış duyuları uyanabilir, uyandırabilir; hoşnut, huzur bulmuş, anlayışlı ve barışık olabilir, barıştırabilir; kendisini güçlü, etkin, yapabilen/kurabilen insan olarak duyumsayabilir, duyumsatabilir; ses ve düşünce alabilir, seslenebilir, üretebilir sonra. Adı “kültürhane” bir kütüphane eklendi daha buluşmalara, arayışlara.

İnsan olan yerde sanat vardır, insan olan yerde sanata gerek vardır. Sosyal, siyasal, ekonomik, bireysel bunalımlarda titreyene direşken güç sağlar sanat. Kentim, insanların buluşacağı, güç toplayacağı, şairin dediği gibi, güneş de toplayabileceği,  beyinsel/bedensel idmanlar yaşayabileceği denizin kıyısı, dağın eteğidir. Dinleyip,  izleyip, seyredip, öğrenip, insanın yenileneceği yer olma yolunda ilerlemektedir. Çok yol almıştır kentim. Görünen, dur durağı olmadan, insanlarına ülkelerin ve insanlarına yurdumun,  ürettiği, güçlenen, farklılaşan sesini yükselterek,  kendine has yolunda uygarlığın, ilerlemesini sürdüreceğidir.

Yolcular ilerleyin.

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter