SEÇİME GİDERKEN SORUNLAR VE ÇÖZÜMLER 2

24 haziranda seçime gidiyoruz. Türkiyenin bu önemli ve zor sürecinde seçmen neye bak ...

18.6.2018 11:05:00

24 haziranda seçime gidiyoruz. Türkiyenin bu önemli ve zor sürecinde seçmen neye bakarak karar verecek?  Bilinçli seçmen sorunlara ve önerilen çözümlere bakacak elbette. Tabi bir de çözümü önerenin ne kadar güvenilir olup olmadığına.. O yüzden politikada umut etmek ve güven duymak önemli iki kavramdır. Siyaset  kurumu maalesef bu konularda son yıllarda epey yıprandı. Çözümün bir parçası olacakken çözülmesi gereken sorunun bir parçası haline geldi. Umarız bundan sonra düzelir.

            Bu kısa girişten sonra şimdi sorunlara ve çözümlere bakalım. Bugünkü sorunu ve çözümü kısaca ve akılda kalsın diye şematik olarak aktarmak istiyorum.

A.TÜRKİYENİN BUGÜN YEDİ TEMEL SORUNU VAR:

1.      Demokrasi sorunu

Demos, halk; krasi(kratos) yönetim veya iktidar demek. Demokrasi halk yönetimi halk iktidarının adıdır. Oysa bugün karşıkarşıya bulunduğumuz yönetim biçimi ne başkanlık ne parlementer demokrasidir, tek adam yönetimidir. O yüzden Batı standartlarında özgürlükçü bir demokrasiden sözedilemez. Kurum, kural ve işleyiş çoğunlukla sekteye uğramıştır, işlememektedir.

2.      Hukuk ve adalet sorunu

İnsanoğlunun insanlık tarihi içinde eşitsizlik ve adaletsizliğe bulduğu kalıcı çözüm hukuk’tur. Hukuk bir devletin temel birleştirici çimentosudur. Eğer hukuksistemi adalet dağıtamıyorsa, hukukun üstünlüğünden ziyade üstünlerin hukuku işliyorsa bu çimento zedelenmiş, devlete olan güven azalmış demektir. Böyle bir durumda kamusal çürümeyle birlikte toplumsal çözülme baş gösterir. En güven duyulması gereken sistem olması gerekirken, ne yazık ki bugün en güvenilmez kurumlar arasında yer alıyor.

3.      Ekonomi sorunu

Devlet olmanın gereği toplumun kendi kazancından elde ettiği bir payı ortak sorunları çözmek ve daha iyi yaşamak için devlete vermesidir, bunun da adı vergidir. Devleti yönetenlerin de en temel görevi bu vergileri çar çur etmeden doğru biçimde ve dürüst bir şekilde kullanmalarıdır. O taktirde üretim artar, işsizlik ve yoksulluk azalır, refah toplumu oluşur. Bugün bakın bunlar varmı? Kimse gönül rahatlığı ile var diyemez. O zaman ekonomi iyi idare edilemiyor demekytir ve sorun var demektir. Bu sorunun giderilmesi ise toplumun gönenci için elzemdir.

4.      Eğitim sorunu

Kalkınmanın temel unsuru insandır. İnsanı değiştirmenin dönüştürmenin en etkili yolu ise eğitimdir. O hal de bir toplumun geleceği verilen eğitimle eşdeğerdir.Bunun olması için de eğitimin idolojik saplantılardan arındırılarak çağdaş koşullarda, laik bir anlayışla bilimsel ilkeleregöre yapılmasıdır. Oysa bugün toplumun geleceğinden ziyade bir idoloji doğrultusunda, yaratıcı olamyan, dine dayalı, ezberci bir nesil yetiştiriliyor. Bu toplumun geleceği için tehlikelidir. Behamahal düzeltilmelidir.

5.      Kürt sorunu

Yıllardır çözülüyormuş gibi yapılıp çözülemeyen bu sorun ekonomiden siyasete, iç politikadan dış politikaya kadar bir çok alanı etkilemektedir. Siyasi mülahazlarla yaklaşıldığı için bir türlü bir sonuca ulaştırılmayan bu sorun sürekli, kaynak yutmakta, can almaktadır. Sorun o kadar önemli ki; çözülmeden demokrasi yerleşemez  ve Ortadoğuya barış gelemez.

6.      Toplumsal barış sorunu

Toplum son yıllada iyice kutuplaştı, adeta ortadan ikiye bölündü. Ayrıca fakir zengin ayırımı arttı. OHAL ve kararnamaler çalışma barışını ve iş yaşamını derinden etkiledi. Bundan etkilenenlerle birlikte kaygı duyan toplumsal kesimler bir gün mutlaka düzelir beklentisi ile yaşamlarını zar zor, çar na çar devam ettirmektedirler. Daha daönemlisi toplumun temel bileşkesi olan Anayasa konusnda toplumun yarısı mutabık değil. İtirazlar her gün daha artıyor. Seçimin rengini ve sonucunu u itirazların gücü belirleyecektir.

7.      Dış politika sorunu

Türkiye son yıllarda uyguladığı “komşularla sıfır problemli dış politika”nın bizi getirdiği yer sıfırı tüketmek oldu. Ardından Arap Baharı ile beraber, “stratejik derinlik”le geriye gidilerk Abdühamid dönemine referansla Ne Osmalıcı bir politakaya dönülmek istendi ama bu da yürümedi. Sonra “Pro Aktif Dış Politka” denildi. Suriye’de izlenen  bu politikayla hem ekonomi hem siyasi olarak Türkiye yanlızlaştırıldı. Bunun sonucunda mütefikleri tarafından dışalanan ve  yanlız kalan İktidar bu kez de “değerli yanlızlık”  kavramına sığındı.. Küreselleşmenin olduğu bir çağda yanlızlığın ve dışlanmanın nesi değerliyse..?  Dolayısıyla yurta ve dünyada barış politikası izlemenin en doğru politika olduğu yapılan yanlışlar ve deneme yanılmalarla  bir kez daha ortaya çıkmış  oldu..

 

B.SORUNLARIN YOLAÇTIĞI ÜÇ SONUÇ VAR

            Bu sorunların hem nedeni hem de sonucu olan üç durum söz konusu:1)Yasaklar      2)Yolsuzluklar 3)Yoksulluk ve bunları örtmek için söylenen yalanlar..Ardı sıra bunlar     üç geleşimeye yolaçtı:1)Sistem tıkandı 2)Siyaset kirlendi 3)İktidar kayması yaşanıyor.        Sanırım bunlar yeterice sarih ve açık, o yüzden başka birşey eklemeye gerek yok.. Çözüme gelince..

 

C.ÇÖZÜM BELLİ

      Çözüm aslında belli. Çözüm, insan haklarına saygılı, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti. Bunun için de 1) Ekonomiyi büyütmek 2) Büyütülenin adil  bölüşümünü sğlamak  ve 3) Bunu  barış ortamında gerçekleştirmek gerekir...

 

Zaten siyasetin de bu anlamda üç temel işlevi üç temel görevi var:

1.      Üretimi artırmak

Son yıllarda borçlanarak (kamu ve özel sektör borcu 500 milyar dolara dayandı) yapılan inşaat ekonomisinin sonuna gelindi. Yol, köprü, hastahane yapmakla bir iktidar sanki ekstra birşey yapmış gibi övünmemeli. İktidar olan zaten bunları yapmak zorunda. Ama bunlar da yap işlet modeliyle yapıldı. Bir çoğu hem fizbil değil hem de toplum yüz milyarlarca dolar borcun altına sokuldu. Rant ekonomisi birilerini zengin etti ama çalışanlarla birlikte toplumun önemli bir kesimi yoksullaştı. Gençler işsiz. Esnaf zor durumda. Çiftçi üretemeiyor. En temel tarım ürünleri bile ithal edilir hale geldi. Oysa asl olan üretimdir, katma değeri yüksek ürünler üretimektir. Bu büyümeyi sağlar, işisizliği azltır, refahı artırır toplumu zenginleştirir. O yüzden bir an önce üretime geçmek gerkiyor.

2.      Adil bölüşümü sağlamak

Tabi önemli olan ikinci husus yaratılan zenginliğin tabana yaydırılmasıdır. Kapitalizm büyümeyi sever ama bölüşmeyi sevmez. Hep bana rep bana der. O yüzden birileri türedi biçimde hak edilmedik biçimde semirdi. Gelir değılımında büyük bir adaletsizlik var. Makas daralacağına aradaki uçurum giderek artmaktadır. Bu gayri insani durum düzlmediği taktirde toplumda kapanması zor derin çalkantılar meydana gelir. İnsani ve vicdani açıdan ve de toplumsal barış için adil bölüşüm şarttır.

3.      Bunu barış ve huzr ortamında gerçekleştirmek

Tabi diyelim zenginleştiniz, ama her gün kavga gürültü içindesiniz.Çatışmalar sürüyor, kavgalar var, ölümler oluyor,  cenazeler geliyor. Bu zenginliğin bir kıymeti harbiyesi olur mu? Olmaz tabi. Onun için bütün bunların en vazgeçilmez koşulu barıştır, huzrdur. Türkiyenin temel sorunlarını çözerek mutlaka bir an çönce barışa huzra kavuşması şarttır. Ancak böyle bölgenin en gelimiş ekonomisi ve en saygın demokrasisi haline gelebilir.

 

 

 

 

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter