24 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN SONUÇLARI HAKKINDA BİR ANALİZ-1

Giriş Önce seçime dair genel olarak birkaç değerlendirmede bulunayım: Bir kere ad ...

27.6.2018 16:16:00

Giriş

Önce seçime dair genel olarak birkaç değerlendirmede bulunayım: Bir kere adil bir yarış olmadı. OHAL ortamında seçime gidildi. İktidar partisi devletin ve kontrol ettiği medyanın gücünü sonuna kadar kullanırken diğer partiler bu olanaklardan yoksundu, hatta baskı altındaydı. HDP’nin CB adayı başta olmak üzere birçok yöneticisi, milletvekili ve belediye başkanı tutuklu idi. Seçime Suruç ve Erzurumda  kan bulaştı. İnsanlar 7 Haziran sonrasını hatırlayarak yeniden tedirgin oldu.

Bu seçimde de gene tutanaklar ve sandıklarla ilgili tartışmalar seçimin meşruiyetine gölge düşürdü. Seçmenin büyük bölümü seçim boyunca acaba verdiğim oyun başına bir şey gelir mi diyerek kuşku yaşadı. Ayrıca seçim gecesinin iyi yönetildiği de söylenemez. CHP dahil hiç bir partinin bu seçimde de AA dışında alternatif bir “hızlı sayım döküm merkezi” oluşturup fonksiyonel biçimde işletememesi büyük bir eksiklik.

            Bu seçim aslında bir yönüyle yeni anayasanın ikinci referandumu niteliğinde bir seçimdi. Yeni anayasanın, % 48’e karşılık % 52 ile kıl payı geçmesi sistem konusunda itirazın ve kutuplaşmanın devam ettiğini gösteriyor. Bu Türkiye için sorun olmya devam edecek. Buna karşın seçimde katılımın yüksek olması demokrasi açısından sevindirici. Sekiz partinin yer aldığı temsil gücü yüksek bir parlementonun oluşması da. Ne var ki seçmen aynı duyarlılığı seçimden sonra göstermiyor maalesef. Aynı duyarlılığın seçimden sonra gösterilip denetim görevinin yerine getirilmemesi büyük bir eksiklik.

            Seçimin galibi Erdoğan olsa bile parlayan yıldızı Muharrem İnce oldu. Ancak İnce’nin son mitingleri İP’ye AKP ve MHP’den gelmesi beklenen oyu frenlemiş olabilir mi acaba..  Eğer böyle olduysa ikinci tur fırsatı birazda bu yüzden kaçtı diyebiliriz. Erdoğan’ın stratejisi de biraz bu yöndeydi sanki: Akşener ve Karamollaoğlu’nu yok saydı, Demirtaş’ı kriminalize etti, İnce’yi kendine rakipleştirdi, CHP ve Kılıçdaroğlu üzerinden ona yüklenerek hem kendi seçmenini konsolide etti hem de İP ve Saadet tabanını ürkütmemeye dikkat etti.(İkinci tura kalmış olsaydı onların oyunu hedefleyecekti.) Bu strateji sonuca gitmede kendi yararına işlediyse de uzun vadede ters teper. Çünkü İnce performansı ile parladı, % 31’e varan bir oy alarak CHP ve toplum için bir umut haline geldi. Bu çıkışla birlikte ilk defa AKP’nin ve Erdoğan’ın yenilmezlik algısı seçmenin kafasında yıkıldı. Demem o ki, İnce statüko kayasını sarstı, şimdi kaldıracın gücünü artırıp onu söküp atmada iş.

            Bundan sonra ne olacak?

            Bu genel girişten sonra, seçimle ilgili son söyleyeceğimi başta bir cümleyle özetleyeyim: Seçimin sürprizi MHP, galibi Erdoğan, kaybedeni CHP, parlayanı ise Muharrem İnce. Şimdi bu sonuçtan sonra gözler iki aktöre çevrilecek:  Birincisi, MHP hükümette yer alacak mı, alacaksa nasıl ve hangi koşullarda alacak? (Başkan yardımcısı ve bakanlık düzeyinde mi yoksa dışardandan mı destek verecek?) Buna bağlı olarak AKP, MHP’nin ne kadar etkisinde kalacak, daha doğrusu AKP mi MHP’yi kendine çekecek yoksa MHP elindeki anahtarla AKP’yi biraz daha mı MHP’ ye yaklaştıracak, hatta hükümetin uygulayacağı politikalarda MHP’nin etkisi ve ağırlığı daha da mı artıracak? Sanırım FETÖ, PKK, OHAL uygulamaları gibi konularda MHP AKP’ye şartsız destek olacak, bu da daha şahin ve güvenlikçi politikalar demek. Daha mikro düzeydeki projelerde aralarında uyuşmazlık ve çatışma çıkabilir.  Bu da Erdoğan’ın tarzına uymaz. Buna ekonominin kötü gidaşatını da eklersek, o taktirde CB iki yıla kalmadan yeni bir erken seçime ülkeyi götürebilir. Bu da AKP’nin  MHP ile devam etmenin avantajlarından çok risklerin  daha fazla olduğunu gösteriyor.

            Bu noktada AKP’nin önünde iki yol var. Birinci yol mevcut bölünmüşlük ve kutuplaşmayı gidererek demokrasi ve özgürlükleri oturtmak ve ülkeyi kısmen de olsa biraz rahatlatmaktır. Öbürü ise,  MHP’nin de etkisi ile güvenlikçi politiklara devam ederek daha da otoriterleşip gerginliği artırmaktır. Birinci yol Türkiye’ye nefes aldırır, AK  Parti için de bir ferahlamaya yolaçar. İkinci yol ise çıkmazdır. Bu yol Türkiye’yi sadece içerde germekle kalmaz dış dünyadan da tecrit eder. Bunun da hem ekonomiye hem de siyasete olumsuz etkileri artarak devam eder.

            Kazanan ve Kaybeden

            Cumhur İttifakı içindeki MHP’nin oylarının yarı yarıya düşeceği, CB seçiminin ikinci tura kalacağı yönündeki tahminler tutmadı. MHP vasıtasıyla seçimin kazananı, Cumhur İttifakı CB adayı gibi görünse de, itiffakın büyük partisi AKP kaybedenler külübünde. MHP bu seçimde AKP’den (özellikle gençlerden) oy aldı. Öte yandan iktidarın onca olumsuz politika ve uygulamalarına rağmen ana muhalefet CHP’nin 01 Kasım 2015 Seçimine göre üç puan düşmesi de şaşırtıcı. Buna karşın seçimi kazanamamış olsa bile seçimin parlayan siyasetçisi ise hiç kuşkusuz Muharrem İnce oldu. Partisinden 7-8 puan daha yüksek bir oy alarak CHP’nin yıllardan beridir sıkıştığı sosyolojik tabanı aştı. Bunun sürdürülmesi üzerinde çalışılması son derece önemli.

            HDP beklendiği gibi Demirtaş’tan yüksek oy aldı, barajı geçti ama Millet İttifakı HDP ile birlikte bile meclis çoğunluğuna ulaşamadı. İyi Parti lideri Meral Akşener beklenen oyu  almadığı gibi partisi de MHP’den tahmin edilen oyu koparamadı, daha ziyade AKP ve CHP den oy aldı. Saadet ise tam bir hayal kırıklığı. Hiçbir varlık gösteremedi. Kendisi tek bir milletvekili çıkarmadığı gibi lideri Karamollaoglu %1 civarında kaldı.      

            Özetle, Erdoğan ve İnce partilerinde 8-10 puan fazla, Demirtaş ve Akşener de partilerinden 2 - 3 puan düşük oy almaları siyasetteki dengelere ne denli yansıyacağını önümüzdeki günler gösterecek.. AKP ve Erdoğan partinin 8 puanlık kayıpları için “mesajı aldık gereğini yapacağız demeleri” diğer partilere de yansımalıdır. Yenilgiden zafer çıkarma siyaseti kısa vadede bazı şeylerin üstünü örtse de uzun vadede kazandırmaz. Çünkü hiçbir şey başarının yerini tutmaz, hiç bir gerekçe de başarısısızlığı mazur kılmaz.  O nedenle herkesin bu tabloyu önüne koyup duygusallıktan uzak objektif değerlendirmesi ve ardından gerekli çalışmaları yapması gerekir diye düşünüyorum.  (devam edecek)

 

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter