DÜNYA KORKUNÇ SES SANATÇISI HÜSEYİN SAY

Silifke deyince folklor , müzik akla gelir, sonra yoğurt, Taşeli yöresinin, İçel vi ...

3.7.2018 11:12:00

Silifke deyince folklor , müzik akla gelir, sonra yoğurt, Taşeli yöresinin, İçel vilayetinin merkezi akla gelir. Binlerce yıllık bir geçmiş üzerine , tarih üzerine yeni bir yapı ortaya çıkar. Say mahallesi , adı üstünde sayların , kaya evlerinin üzerinde kurulmuş. Taşeli yöresinden gelmişler, o kayaların, inlerin içine evler yapmışlar. Sonra kayaların üzerine damlar yapmışlar.

 

Horasan dan kalkıp gelen erenler, gelip burada bir yurt edinmişler.  Kah demircilik yapmışlar, kah kömürcülük, gün olmuş, almış ellerine kemanı, davulu, gırnatayı çalıp, çığırmışlar. Gün olmuş, çocukları sünnet etmişler.

 

İşte demirci bayram ustanın oğlu Kemeneci Hüseyin , çalıp, çığırmakta iken askere gitmiş, gelememiş, şehit düşmüş, onun oğlu Hüseyin onun yerine geçmiş, Topak Mustafa dan öğrendiği türküleri çalıp, söylemiş . kış aylarında Say Mahallesinde , yaz aylarında Mara yaylasına çıkmışlar. Giderken ve dönerken  Akyokuş denilen yerde Türkü çalıp söylermiş, gittiğini ve geldiğini o zaman öğrenirlermiş.

 

1922 doğumlu olan Hüseyin Say 1940 yıllarda askerliğini İzmir de bahriyeli olarak yapmış. Hem komutan şöforü hem de gazinoda türküler çalıp , söylemiş, asker arkadaşı Berber Hızır Üçyıldız, Anamur lu Ahmet ile hep dost olmuş, birlikte yolcu vapuru ile Taşucu’na gelmişler , gitmişler. Dile kolay 4 yıl askerlik yapmışlar.

 

Eşi ve çocuklarına bakmak için çok çalışması lazım; Gırnatacı Halil Demir, Davulcu İsmail Çakkan ile ekip olmuşlar, düğün çalmışlar, TRT den Muzaffer Sarısözen, Özcan Seyhan onlardan Silifke yöresi türkülerini derlemiş. 1959 yıllarına gelindiğinde ; Cavit  Erden, Özcan Seyhan ın birlikte kurduğu, Silifke Müzik ve Folklor Derneğimde kurulan halk oyunları gruplarına çalıp, söylemişler. 1959 yılında İstanbul da Yapı ve Kredi Bankası nın düzenlediği Halk oyunları yarışmasına katıldıktan sonra, ufukları açılmış, çağrılan her festivale katılmışlar. Daha sonra İtalya, Tunus, Cezayir, Fransa, İngiltere, Almanya, Japonya gibi ülkelere çağrılıp, gitmişlerdir.

 

Köyümüze düğüne geldiği zaman, hep biz de kalırdı, o yıllarda tanıdım. 1959 yılında Balandız yaylasından , Gökbelen yaylasına taşınmak zorunda kalmıştık. Ağustos başında geldik. Babama hemen berber dükkanı buldular, ev buldular. Ona sahip çıktılar. Bir gün Hüseyin Say;

“ Tertibim, senin elinde mesleğin var. Gel kışın köye gitme, Silifke ye gel, sana dükkan açalım. “

Öyle yapıldı, güz gelince Silifke ‘ye göçtük. Gırnatacı Halil’in evine yerleştik. İşte o yıllardan sonra Hüseyin Say ‘ı takip ettim.  Bir gün bakardım biz de olurdu, bir gün bakardım, Ankara radyosunda, bir gün duyardım, İstanbul da.

 

Tunus Kartaca da da gösteri yaparlarken; mikrofon bozulmuş, onlar patlamış dediler. Hüseyin Say çalıp, söylemeye devam ediyor. Oyuncular oynuyorlar.. sesi o kadar gür çıkıyordu ki; kimse farkına varamamış. O günden sonra ona bir unvan verdiler. DÜNYA KORKUNÇ SES SANATÇISI. O da o günden sonra Bir kartvizit yaptırdı. Hüseyin Say, Dünya Korkunç ses Sanatçısı. O kartını gittiği yerde dağıttı.

 

Onu Fransız Cumhurbaşkanı De Gaul, İngiltere kraliçesi Elizabet, Japonya Kıralı gibi ünlüler dinlemiş, ona hayran kalmışlar. İngiltere Kıraliçesi Elizabet ‘e verdiği konser sırasında söylediği uzu havayı çok beğenmiş , bir kez daha çalıp söylemesini istemiş, o da yarı kızgın,

“ Çorbacı dükkanında mı sanıyor “ demiş. Ama çalmış söylemiş. Biraz öfkeli gibi olunca , sesi daha gür çıkmış. Bir opera tarzında söylemiş. İşte o zaman daha fazla sevmiş.

 

 İstanbul Harbiye Açık Hava Tiyatrosunda Halk Oyunları yarışmasında ; onu izlemekte olan Aziz Nesin yazdığı yazıda şöyle der:

“ Hüseyin Say ı dileyince o kadar hoşuma gitti ki, alkışlarken, kolumdaki saat düşmüş, eve varınca haberim oldu. “

1970 yıllarda Gazi Müzik Bölüm Başkanı Suph Mayer Silifke lisesini ziyarete geldi. Müzik odasında Hüseyin Say, Felteş Dede, Hacı keya vardı. Müzik Öğretmeni onu o kadar anlatmıştı ki; piyanonun başına geçti. O tuşlara bastı, o ses verdi. 32 sesi almıştı. Durdu, ayağa kalktı , heyecanlanmıştı.

“ Özcan , Özcan, bu adamı bana çocukken verseler, dünyanın en iyi operacısı yapardım. “  birlikte o çaldı, Hüseyin Say bir Sarı Yaylam, bir de  Keklik  türküsünü söyledi. Sonra Felteş dede Geyik Ağıdını çalıp söyledi. Suph Mayer , piyanonun başına geçti, Beethoven in bir eserini çaldı.

 

Topak Mustafa , babası Kemeneci Hüseyin den aldığı  bayrağı; Silifke Türkmen Şenliklerinde, Silifke festivallerinde yaşadığı süre içinde hiç üşenmeden, bıkmadan çaldı söyledi. Türküleri diğer çalgı çalıp söyleyenlere öğretti. Gara Çocuk( Durhasan Demir ) , Hörlek Memet, Derinceli Ali ( Üvey Kardeşi) , Goca Memet , Öcal , Gırnatacı Murtaza, Kemancı Cevat, Deli Bayram, Davulcu Celal, Aslan Mustafa, Gıygıdı İsmet , Kemancı Durmuş, Kemancı Zeynel , Durhasan Çakkan, DAVULCU  Topal Ali, Deli Ali, İmren Kaya   onun yolundan devam etti.

 

Hüseyin Say çocuklarını hep okutmak istiyordu, Oğlu Rıza, Hulisi, lise yi bitirdi, kızı Ülkü orta okulu bitirdi, oğlu Hüseyin ve diğer kızları  Ülker, İlfet, Ülter    okumadılar. Oğlu Hüseyin şimdi babasının Türkülerini davul, çalıp söylüyor.

 

Hem hayal ederdi, Silifke de bir müzik okulu açılsa, orada çocuklara çalıp, söylemeyi öğretse;

 

TRT Çukurova Radyosunda 1973 yıllarında Yapımcı Kemal Öğretmen tarafından kayıt altına alınan sesinden onu anma olanağı bulduk. Yapımcı Mert Şahin  ile birlikte onu tanıttık. 5 türküsünü paylaştık.

 

Müzik kulağı zengin iki bölge vardır, öyle söylerler, birisi Kırşehir Kaman, diğeri Silifke yöresi, Taşeli bölgesi, buralara konservatuar, sanat lisesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi kurulursa, içlerinden operacı da çıkar, ünlü kemancı da çıkar. Gün olur Silifke Kent Orkestrasında Silifke nin on türküsü seslendirilir. Yüzlerce sazlar çalar, binlerce kişi koro halinde türküleri söylerler.

 

Kaynak :

  1. Rıza Say, say mahallesi – Silifke.
  2. Sadi Yaver Ataman- 100 Türk Halk Oyunları .  Yapı Kredi Bankası Yayınları 1975
  3. Hızır Üçyıldız, Say Mahallesi , Silifke askerlik anıları.
  4. Özcan Seyhan – Emekli Müzik öğretmeni, Halk Bilimci.

 

AÇIL EY ÖMRÜMÜN VARI / HÜSEYİN SAY

 

Açıl ey ömrümün varı (amman)

Bad-ı sabah olmadan (ben yandım)

Has bahçenin gonca gülü (amman)

Sararıp da solmadan (ben yandım)

Eşim eşim gel gel

Uğrun uğrun gel gel

Can yoldaşım gel

Yürü dilber yürü (amman)

Saçın sürünsün aslanım (ben yandım)

Aç beyaz gerdanın (amman)

Sinen görünsün aslanım (ben yandım)

Eşim eşim gel gel

Uğrun uğrun gel gel

Can yoldaşım gel

Güzeller güzeller (amman)

Nerde gezerler aslanım (ben yandım)

Nerde düğün orda bayram (amman)

Seyran ederler aslanım (ben yandım)

Eşim eşim gel gel

Uğrun uğrun gel gel

Can yoldaşım gel

 

 

 

 

GERALİ- HAM ÇÖKELEK-  Hüseyin Say  Silifke

 

(Amman aman)

Gerali dedikleri bir gençten uşak

Gerali dedikleri bir gençten uşak yar yar

Başına şal bağlar da belinde kuşak

Gerali’m hey hey hey

Dönü dönü ver de ah sekerek

Boğazına dursun ham çökelek

Geli geli ver de gız sekerek

Ümüğüne dursun ham çökelek(Amman aman)

Gır eşeğime biner daş oluktan aşarım

Gır eşeğime biner daş oluktan aşarım yar yar

Canımı sıkmayın avratlar da ikinizi birden boşarım

Kurtulamadım kötü avrat elinden hey hey hey

Dönü dönü ver de ah sekerek

Boğazına dursun ham çökelek

Geli geli ver de gız sekerek

Ümüğüne dursun ham çökelek(Amman aman)

Birine aldık bir metre astar

Biri de şalvarlık ister yar yar

Kadir Mevlam ikisinin acısını birden göster

Kurtulamadım kötü avrat elinden hey hey hey

Dönü dönü ver de ah sekerek

Boğazına dursun ham çökelek

Geli geli ver de gız sekerek

Ümüğüne dursun ham çökelek      .

 

                                                                                                     ,

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter