CHP DE Kİ SORUN, SADECE KILIÇDAROĞLU MU ?

CHP nin kuruluşundan beri Demokrasiye bakışı sorunludur. Demokrat olamıyor çünkü çoğ ...

2.8.2018 16:02:00

CHP nin kuruluşundan beri Demokrasiye bakışı sorunludur. Demokrat olamıyor çünkü çoğulculuğu içselleştiremedi. 

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Ümmetten Millete geçerken tekçiliği seçti.  Ancak bizim gibi çok kimlikli ülkelerde bunu uzun zaman sürdürmek çok kolay değil. Tek kimlik dayatarak demokrat olunmuyor. Çok kimliklik bir Türkiye gerçeği. Yaşadığımız çağa uygun olarak, farklılıkların birliği olarak anlaşılacak, farklı kimliklerin bir arada yaşama siyaseti geliştirerek ülke barışının sağlanması ortada duruyor. CHP bu sorunu yeterince konuşmadı ve tartışmadı. Aklı halen Fabrika ayarlarında. 95 yıl önceki fabrika ayarları bu günün gerçeği değildir. Söz konusu olan insan, makine değil. Bunun içindir ki solculuğu ve demokratlığı sorunludur.   Demokrasi ütopyası, kendisi için demokrasi, kendisine yetecek kadar demokrasi isteminden öteye geçemedi.

CHP nin Ekonomiye bakışı da sorunludur.

Cumhuriyetin kuruluşunda sonra toplanan İzmir İktisat Kongresi ile seçilen Ekonomik model serbest piyasa ekonomisidir. Ancak Türkiye nin özgün koşullarında sermaye ve sermayedarın yokluğun, 1929 Dünya Ekonomik kriziyle birleşince, yurttaşlarının temel ihtiyaçları, KİT ler yoluyla çözmeye yönelmiştir. Bu model günün gerçeğinde çok doğrudur.

Ancak, KİT ler ilk yıllarda çok önemli roller üstlenmelerine rağmen, zamanla siyasi iktidarların arka bahçesi olmuş, yandaşların istihdam alanlarına dönüştürülerek  verimli olmaktan çıkmıştır. Zararlarıyla Hazineye yük olmuştur. KİT ler verimli çalışmadığından zenginlik yaratmıyor, Zenginlik yaratmadan külfet olan KİT ler,  Devletin sosyal sorumluluklarını yerine getirmeye engel olmaktaydı. Bu gerçeğe rağmen, CHP halen İktisadi Devletçilikten kurtulamadı.  

CHP günü konuşmuyor, reel ekonomiyi yeterince tartışamıyor. Bu nedenle Ekonomik gündem yaratmıyor, sürecin arkasında sürükleniyor.

Solun geçmişten kalan bir alışkanlığı olarak sürekli bölüşümü konuşur. Üretmeden neyi bölüşeceğiz? Kendiliğinden üretim çok eskilerde kaldı. Şimdi en önemli sorun üretimin yönetimidir. Üretilen zenginliklerin bölüşümde siyasi tercihler başlar. Sol siyaset, emekçileri ve dezavantajlı gruplarla birlikte yoksulları korur. Ücret ve vergi politikaları ile elde edilen varlıklar insanca bölüşülür. Ancak bölüşülecek zenginliğin yaratılması için, öncelikle üretimin yönetiminde etkin rol almalı ve politikalar geliştirmelidir. 

Bu kafa karışıklığı nedeniyle 1961,1974 ve 1978 deki kısa iktidarlarında, iktidarı bırakmasının temelinde hep ekonomik sebepler olmuştur. Özellikle 1979 yılında iktidarı bırakırken, arkasında uzun kuyruklar da bırakmıştır.

İşte CHP nin yıllardır konuşmadığı tartışmadığı ve siyaset üretmediği kritik alan burasıdır. İnsanların ihtiyaç hiyerarşisi ekmekle başlar. Onu sağlık, barınmak, güvenlik ve eğitimle devam eder. Eşitlik özgürlük, adalet ve ekolojik talepler saydığım temel ihtiyaçlardan sonra gelir. Refaha dönük taleplerle konfora dair taleplerin sıralaması doğru yapılmalıdır.

Nitekim seçim sonuçları da bunu gösteriyor. CHP ye oy verenler Sahilde ve sayfiyelerde yaşayıp, belli bir refaha ermiş, yaşam konforu için yaşam tarzlarına müdahale edilmesini istemeyen kitlelerle, kimlik sorunundan dolayı CHP ye sığınmış  Alevilerdir. Öyle söylendiği gibi emekçiler yada köylüler CHP ye oy vermiyor.

CHP Yerel Yönetimler içinde model geliştiremedi. Halbuki yerel yönetimler hizmetin de iktidarında ilk kapılarıdır. Yerel yönetimlerde başarılı olmadıkça, Hükümet olmak mümkün değildir. Önceki yıllarda CHP Büyükşehirlerin tamamında yerel iktidar oldu. Ancak başarılı olamadığından tamamını kaybetti.

Belediyecilik, sosyal fayda sağlayan iktisadi bir faaliyettir. Her biri çok önemli bütçeler yönetiyor. Basiretli bir iş adamı yetisinde olmak gerekir. Halbuki tercihlerde bu olgu gözetilmiyor. Çünkü Belediyelerden beklenen ihtiyaç belli değil. Ne çıkarsa bahtına.

Geçmiş uygulamalarda çok başarılı olan Belediye Başkanları var. Ancak Partinin Başkanlardan beklediği başarının gereği olmaktan çok, bireysel başarıdan öteye geçemedi. Ankara da Vedat Dalokay şehircilik ve kent mimarisinde, Murat Karayalçın Kentleşme ve barınma konusunda, Celal Doğan Gaziantep in bu günkü sanayileşmesinin öncü gücü, Eskişehir de Yılmaz Büyükerşen Kent Estetiği ve kültürel mirasın ayağa kaldırılması, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer Yavaş şehir modeliyle farklılık yaratmıştır. Ancak bu başarılar bireysel olup, bir sistem içinde değil.

Halbuki her belediye bunları tek tek uygulamak yerine, tamamını birlikte bir program içinde uygulamalıdır. CHP, bu başarılı uygulamaları birleştirerek Sosyal Demokrat Belediyecilik olarak bir programa bağlamalıdır. Böylece ihtiyaç tespit edildikten sonra bu hizmete uygun başkan adaylarının seçimi kolay olacaktır.

CHP nin sorunu Genel Başkanın kim olmasından önce, izlediği siyaset tarzında.     Bu sorun çözüldükten sonra genel Başkanın kim olacağı konusunu kolay çözülür.  03.08.2018

                                                                                  Mustafa Güler

                                                                                  İş İnsanı            Mersin

 

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter

gerçekler-3 - 3.8.2018 09:32:00
O dönemlerin nasıl sona erdiğini, erdirildiğini de dürüstçe yazmak gerekir. Mesela 1978 de Ecevit’in iktidardan gönderilişi elbette ekonomik göstergelerle olmuştur ama bunun ardındaki iç işbirlikçiler ile dış güçlerin rolünü de dürüstçe yazmak gerekir. Bilmiyorsa da bunu dile getirirse ben gönüllü olarak yazabilirim bu konuyu. CHP dahil kimlik üzerinden siyaset yapan hangi parti varsa eleştirebilirseniz dürüst siyasetçi ve gazeteci olabilirsiniz. Kimlik üzerinden siyaset denilince herhalde akla sadece CHP gelmemeli değil mi? Başka hangi parti olabilir diye soruluyorsa bir de aynaya bakılmasını öneririm.
gerçekler-2 - 3.8.2018 09:31:00
Yoksa AKP’lilerin diline pelesenk olmuş şekilde size göre de her şeyin sebebi CHP mi? CHP’nin ekonomi vizyonu dâhil birçok yönü kuşkusuz eleştirilebilir. Ama bunu yaparken insaflı olmak ve ölçülü olmak gerekir. ! Sayın Güler ‘’CHP halen İktisadi Devletçilikten kurtulamadı’’ diyor. Herhalde Dünya konjonktürünü takip etmiyor ve bilgisi yok. Çünkü 2008 krizi sonrası birçok AB ülkesi vazgeçtiği Devletçiliğe geri döndü. Devletin ekonomideki payı yeniden arttı. Örneğin Fransa’da bu oranların kriz öncesi ve sonrası ne olduğunu kendisi araştırıp öğrenebilir. Yine Sayın Güler ‘’1961,1974 ve 1978 deki kısa iktidarlarında’’ diyerek CHP’nin bu dönem ve yıllarda iktidar olduğunu belirtmiş. Tarihi de yeterince bilmediği ya da çarpıttığını düşünüyorum. Çünkü CHP belirtilen yıllarda tek başına iktidar değildir ve ancak iktidar ortağı olmuştur.
gerçekler-1 - 3.8.2018 09:30:00
Sayın Güler bildiğim kadarıyla HDP de siyaset yapan birisi ve HDP Büyükşehir meclis üyesi. CHP’ye olan ilgisinin nedeni çok belli değil ama keşke aynı ilgiyi kendi partisine ve parti içi demokrasiye de göstermiş olsa. Böylece öğrenmiş olurduk, geçmişte neden Demirtaş’ın ekarte edilmek istendiğini. Sayın Güler CHP üzerinden 95 yıllık sistem, fabrika ayarları, tekleştirme filan diyerek Cumhuriyet eleştirisi de yapmış. Herhalde birçokları gibi 2.Cumhuriyet yanlısı. Ama artık ‘’sözde’’ 2.Cumhuriyet bile kalmadı, şu anda ‘’sözde’’ 3.Cumhuriyet günleri yaşanıyor. Keşke gerçek Cumhuriyet ve CHP yerine, eleştiri oklarını biraz da günümüz sistemine ve bugünlere nasıl gelindiğine dair yöneltebilseydi! Ama nedense Frenkaştayn’ı yaratanlar iş onu eleştirmeye geldiğinde sus pus oluyorlar. Sayın Güler ve HDP siyasetine soruyorum, bu Frenkaştayn’ın yaratılmasında hiç mi rolünüz yok? Bu konuda kapsamlı bir özeleştiri yapmayı düşünüyor musunuz?
halukrenda - 3.8.2018 00:43:00
Maalesef bizde siyaset lider hegemonyası ile yapılıyor. Örneğin T Özal’ın ANAP’I S Demirel’in DYP’si liderleri yönetiminden ayrılınca partiler siyaset sahnesinden bir bir silindiler. Son olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın Ak Partisi de mutlaka bu kaderi paylaşacağı aşikârdır. Merkezin solunda ki CHP diğerlerinden farklı olsun umudunu hep taşıdık. Ancak sonuç hep hüsran olmuştur. Tüzüğünde sosyal demokrasiden dem vuran demokratik sol bir parti tanımlaması yapılan CHP bunlarda fersah fersah uzak!!!