MERSİN NEDEN KATLEDİLDİ

“Göçler ve Mersin Tarihi” kitabım 2005 yılında yayınlandı. Mersinin tarihsel oluşu ...

8.8.2018 13:50:00

“Göçler ve Mersin Tarihi” kitabım 2005 yılında yayınlandı.

Mersinin tarihsel oluşum öyküsü anlatıldıktan sonra güncel Mersin sorunları hakkında çeşitli fikir ve analizler yapmıştım.

Aşağıdaki yazı bu analizlerden birisini oluşturuyor.

Tam 13 yıl önce kaleme aldığım yazıyı noktasına virgülüne dokunmadan yeniden yayınlıyorum.

Çünkü o günkü görüş ve önerilerim aynı şu anda geçerli..

Yani hiçbir şey değişmemiş..

İŞTE O YAZIM:

Mersin'in niçin bu kadar çabuk katledildiğini ... Mersin’deki göç sorunun başka illerden farklı olarak ne gibi sonuçlar doğurduğunu ve bunun Mersin’i güvenlik mi ?kalkınma mı ikilemine sürüklemiş olmasının nedenlerini ...

 

 Son 25 yıldır, Mersin’in iktidar partilerinin ikinci adamlarını çıkarmış olmasına ; ve bazen üç bakanla temsil edilmesine rağmen, bu güçlerini Mersin’in lehine niçin kullanamadıklarını..

Göç nüfusunun siyasallaşması ve örneğin Akdeniz Belediyesi’ni beş yıl boyunca yönetmiş olmalarının, demokratik katılımcılık açısından değil de “güvenlik” bakış açısından değerlendirilmesinin, Mersin’deki gerginlikleri kışkırtıcı bir etki yapmasını...

 Olumsuz Mersin imajının, katledilmiş sahil, görsel-mimari –estetik çarpıklıkla, göçün gündeme getirdiği, hala  çözülmemiş  sorunlardan olduğunu..... 

 Serbest Bölgenin hiçbir biçimde serbest olmadığını ve dört devlet kuruluşu tarafından çok sıkı denetlendiğini ki; bunun da, güvenlik yaklaşımı  ile açıklanabileceğini; bölgenin fiilen  kaçakçılığın merkezi ilan edilmiş olmasının da, olumsuz Mersin imajını güçlendirdiğini..

 Mersin’de doğup büyüyen ama , bırakın denize girmeyi, Mersin’de deniz olduğundan habersiz genç kızların yaşadığını ve Mersin için  tehlikeli kodunun  burada gizli olduğunu..

 

Türkiye’deki Kürt sorunu, terör sorunu ve tabi ki Kuzey Irak’daki olası Kürt devleti meselesinin, Mersin’deki güvenlik anlayışlarını beslediğini.. 

 Bütün bunları bir arada düşündüğümüzde Mersin’in kalkınmasının, büyümesinin güçlenmesinin bir türlü gerçekleşmediğini ve işte bu nedenle, yıllardır ve hala  kent kimliğini tartışıyor olduğumuzu...

 Mersin’in kentsel gelişmesini engelleyen arka planın burada gizli olduğunu,  ve bu nedenle,  tek tek meslek örgütlerinin, iş dünyasının ve bürokrasinin gündeme getirdiği projelerinin hayata geçmesinin mümkün olmadığını..

 Göç ve göçün getirdiği toplumsal-siyasal sorunların çözümünün birincil gündem olması gerektiğini... Kuzey Mersin ya da  Yeni Mersin kavramlarını  geliştirilerek, köklü bir kentsel dönüşümü projesinin hayata geçirmemiz gerektiğini..

 Çevre yolu dediğimiz, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı'nın Edip Burhan Kapalı Spor Salonu'ndan itibaren, Ataş yoluna kadar  kentin kuzey bölgesinde oturan vatandaşların envanterinin çıkarılıp, mevcut evlerinin satın alınarak, Yeni Mersin’de yapılacak olan konutların peşinat ve taksitlerine sayılmasını..

 Toplum olarak 40 bin konut inşaatına başlanmasını... Bunun için hükümetin özel bir kararname  çıkararak, alt yapıyı yapıp, konutları ihale etmesi gerektiğini... 

 Kademeli olarak başlayacak olan modern konutların yapım sürecinin, kentimizdeki vasıfsız göç insanlarının önce iş bulmaları sonra da konut edinmelerini sağlayacağını.. 

 Modern konutlarda kura  çekerek komşu olacak ,Sıvaslı ile Diyarbakırlı’nın ya da Gülnar’lı ile Bitlis’linin kentlileşebileceğini ve dolayısıyla bireyselleşip, sosyalleşebileceğini.. 

 Güneykent, Akbelen ve Halkkent’in  tam olarak  böylesi bir proje  olduğunu ve bu mahallelerin normal bir süreç yaşadığını ..

 40 bin konut inşaasının  kent ekonomisine çok büyük bir dinamizim getireceğini ve bütün sektörlerin hareketleneceğini.. İki ya da üç yıl sonra hem işsizliği bir biçimde çözmüş, hem de modern konutlara geçilmiş olacağını... 

 Bölge insanlarının yeni konutlara geçmesinden sonra, eski konutlarının bulunduğu mahallelerin yıkılarak,  modern kentleşmeye uygun yeşil alanlar, kamu binalarının yapılabileceğini.. 

 Şehir içinde kalan okulların, buralara taşınarak, kent içi ulaşımın çözümleneceğini... Ekonomik ve sosyal faydanın bir arada olarak, kültürel ve kentsel bütünleşmeyi sağlayacağını 

Bunu yapmadığımız sürece, göç sorunu sürekli olarak güvenlik bakış açısını diri tutacağını.. 

 Diri tutulan gerginlik ortamının besleyen, sert gerginlik siyasetlerini gündemde tutmaya devam edeceğini.. . 

Bütün bunlara dikkat çekmek, anlatmak  için “Göçler ve Mersin tarihi” kitabını yazdım..

 Şimdi memnuniyetle görüyorum ki kitabın ana teması, ana fikri, Mersin’deki siyasi parti, sivil toplum örgütleri ve bürokrasinin  de sık sık  dile getirdiği temel Mersin gerçekliği haline gelmiştir.

Son 6 ay içinde bu konuda şu gelişmeler oldu:

AKP il başkanı Mustafa Gültak’ın talebi üzerine, Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan Mersin’e geldi. İki gün boyunca Dehap’ın oy deposu olarak bilinen mahallelerde incelemelerde bulundu.

 Hemen ardından başbakanlık, il valiliğinden Mersin hakkında birifing aldı. Daha sonra da Mersin’in de içinde bulunduğu bazı kentler, “Göç ve sorunları” başlığı altında MGK’da konuşuldu..

Öte yandan, iki yıl boyunca, hiçbir işe yaramayan toplantılar yapan MEKİK, özellikle Mesiad ve MTSO temsilcilerinin ısrarı ile göç konusunu ele aldı.

 Mesiad son bir yıldır bu konuyu sürekli olarak dile getirdi.. MTSO yönetim kurulu başkanı Kadri Şaman’da aynı görüşleri  ifade etmeye başladı.

 Ve tabi en önemlisi Toroslar Belediyesi, yukarıdaki kentsel dönüşüm fikri yapısına uygun olarak, Alsancak Mahallesini pilot bölge seçti; TOKİ’ye başvurdu. Mahalle, yapılacak olan modern konutlara taşınacak, sonra burası yıkılacak; görsel-estetik değerler dikkate alarak yeniden projelendirilecek..

.Ve son olarak Başbakan Erdoğan Mersin’e geldi. MTSO başkanı Kadri Şaman, Mersin’in sorunlarını anlatırken kentsel dönüşümü gündeme getirdi ve başbakan cevap konuşmasında Kentsel dönüşüm  söylemini kullanıp, “hükümet olarak üstümüze düşeni yapacağız” dedi.

 “Göçler ve Mersin tarihi” kitabımın tek amacı, Mersin’in temel sorunlarının bilince çıkması ve ardından kentsel dönüşüm projesi olarak hükümete aktarılması idi.

 Başbakanın gezisi ile bu gerçekleşti ve bilinçler, bakış açıları, düşünüş tarzları buna göre yeniden kurgulandı.  

 Yani, kent dinamikleri, kentin, büyüyüp, normalleşerek gerçek bir dünya kenti olunabilmesi için  nereden başlanması gerektiği konusunda, düne oranla daha bilinçli ..

 Ve üstelik bunu başbakanda biliyor.

Bu bilinç durumunu iyi kullanmalıyız. Bundan sonra, bütün belediyeler kentsel dönüşüm için hazırlık yapmalıdırlar.

 Sivili toplum ve meslek örgütleri de olayın peşini bırakmamalıdır.

Evet,. “Göçler ve Mersin tarihi”nin  tek amacı buydu .. Kitap amacına ulaştı...

 Kentsel dönüşümü gerçekleştirmediğimiz sürece, tek tek olarak gündeme getirdiğimiz kent projelerinin hayata geçme şansı yoktur. 

 Kürt sorunu,  Kuzey Irak-İsrail  ve Ortadoğu üçgenindeki gelişmelerin beslediği gerginlikler ve güvenlik politikalarına, görsel-mimari katledilmiş kent görüntüsünü de eklediğimizde bu gerçek daha net görülebilir.

 

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter