Mersin ne zaman kuruldu?

MERSİN TARİHİ BÖLÜM 4 Mirza Turgut'un Kaleminden Mersin’in kuruluşunun ne zaman ba ...

13.8.2018 15:18:00

MERSİN TARİHİ BÖLÜM 4 Mirza Turgut'un Kaleminden

Mersin’in kuruluşunun ne zaman başlatılacağı konusunda kesin ve resmi bir kaynak yoktur.

 Cevabı zor bir soru ..

 1852 yılında Bucak olduğu kayıtlara girmiştir.Ama yine Osmanlı’nın başka kayıtlarında, örneğin Adana vilayet salnamelerinde, o yıllarda ,Mersinde yerleşim görünmemektedir.  1855 yılında Abdülmecit bölgeyi annesi valide sultan vakfına bağışladığını ve buralarda yatırım yapmak isteyenlerin vakıftan izin almaları gerektiğini belirtmiştir. Yine aynı yıllarda Mersin’deki katolikler, kilise yapmak için müracaat ettiklerin de, verilen cevap şöyle olmuştur: Mersin diye bir yerde, Katolik cemaati kilise yapmak istiyor, bir bakın bakalım” Halbuki başka kaynaklara göre o yıllarda Mersin bucak statüsündedir.

Mersin,1864 yılında, Gökçeli, Kalınlı ve Elvanlı Bucakları  birleştirildi  ve Tarsus’dan ayrılarak kaza merkezi oldu; İlk kaymakam Halepli Mahmut Gürani bey’di

Mersin’in kaza olması, Tarsus’u  gözden düşürdü. Orada bulunan Konsolosluklar  mersine taşınmaya başladı. Bu süreçte Tarsus’ta oturan bir çok gayri Müslüm’de Mersin’e taşındı.

Kaza olmasıyla birlikte idari açıdan yeni yeni birimler kurulmaya başlandı. Mal müdürlüğü, belediye, iskele müdürlüğü gibi.

Mersin 1888 yılında Liva oldu..

Osmanlı idari sisteminde Livalık aynı zamanda sancak anlamına gelen ve vilayet ile kaza arasındaki bir birimi anlatmak için kullanılmıştır. Demek ki Mersin 1888 yılında aynı zamanda sancak olmuştur.

Liva ya da sancaklar Mutasarrıflar tarafından yönetiliyordu . Mersin’in ilk Mutasarrıfı 3 Osmanlı, iki meclis nişanı olan Neşet Paşa’dır. 1888’den 1904’e kadar Behçet, Fehmi, Şükrü ,Ali Galip, Nazım ve cemal bey mutasarrıflık yapmıştır. 1904 ile 1920 arasındaki mutasarrıflar hakkında bilgi yoktur. 1904 ile 1911 yıllarında masarrıflık yapan Nazım paşa, ünlü şair Nazım Hikmet’in  dedesidir.

1920 ile 1922 yılları arasında Mersin işgal altındadır. Bu durumda Merkez Gözne’ye alınmıştır. Ömer Lütfi bey vekil mutasarrıftır.

5. 8 1920 yılında Pozantı kongresinde Rauf bey mutasarrıf olarak atanmıştır.

Bu bilgilerden sonra Mersin’in kuruluş tarihi ne zaman başlatılmalıdır sorusuna cevap vermek durumundayız.?

Mersin Köyü olarak ne zaman oluştuğunu halen bilmediğiz  gibi Kazanlı, Karcailyas, Elvanlı köylerinin oluşma öyküleri gibi bir öykü de anlatılmıyor.

Bucak olduğu 1852 yılı hakkında da çelişkiler vardır. Ancak 1864 yılında kaza olmasına tüm kayıtlarda rastlanmaktadır.

 

Bu durumda, kentimiz Mersin’in kuruluşunu, kaza olduğu 1864 yılında başlatmamız gerekmektedir.

1880’Lİ YILLARDA MERSİN’DEKİ YAŞANTI NASILDI?

Bugünki Uray caddesine ,o zamanlar Frenk mahallesi deniliyordu.

 Cadde hızla gelişiyordu. Çünkü, yeni gelen zenginler arka arkaya yazıhaneler açmaya başladı. Yazıhanelerde armatörlük , tüccarlık , tefecilik yapılıyordu. Bu yıllarda  ilk banka şubeleri de açıldı.

 Uray  caddesi  gelişti, yazıhaneler çoğaldı.. Öyleyse köylerden ve örneğin Tarsus’dan gelenlerin, atları ve develeriyle birlikte kalacakları mekanlar gerekiyordu

 Taşhan, Sorsuk ve Azak  han bu dönemde yapıldı.

 Belediye binası da Uray caddesindeydi.

 Lazkiye’den gelenler bugünkü kiremithane mahallesinde kurdukları  huulardan çıkıp, yaptıkları  yeni evlere yerleşiyorlardı. O yıllarda buraya,lazkiyelilerin oturduğu bölge anlamında  Lazkiye mahallesi deniliyordu.

 Lazkiyeliler daha çok bugunkü bahçe mahallesinde, bahçecilik yapıyorlardı. Bahçeler daha sonra konutlaşmaya açıldı ve buraya bahçe mahallesi denildi. 

Lazkiyelilerin  zenginleri bahçeleriyle geçinirken,. fakirleri  Uray caddesindeki çeşitli bürolarda, daha çok Ermenilerin yaptığı kuyumculuk, berberlik, terzi dükkanlarının çırak olarak çalışıyorlardı.

 

Bu arada bugünkü Osmaniye-Çavuşlu  mahallesinde Ortodoks  Rumlar yaşıyordu. Bu nedenle buraya Hristiyan mahallesi adı verilmişti.

 1860 ve 1890’lı yıllarda Mersin toplam  üç mahalleden oluşuyordu; Lazkiye, Frenk ve hristiyan mahallesi

 Aynı dönemde, Uray caddesinin kuzey bölgelerine, Camili, Useli, Elvanlı, Dikilitaş ve Tarsus’dan gelenler  yerleşmeye başladı, daha sonra buraya cami şerif  adı verildi.

1899 yılanda Girit’ten 70-80 aile Mersin’e geldi. Girit göçmenleri, dönemin  patişahı 2. Abdülhamit’in ihsan eylediği bölgeye yerleştiler. Cumhuriyetten sonra mübadele ile gelen Girit Türkleri’de aynı bölgeye yerleştiler. . Bu mahallenin adı ihsan eylemekten gelen ihsaniye mahallesi olarak kaldı. Kısacası İhsaniye mahallesi Girit Türklerinin mahallesi olarak kayıtlara geçti.

Aynı günlerde, Bahçe mahallesi ile  kısmen Hamidiye ve Mahmudiye’de oluşmaya başladı.. Bugünkü Cumhuriyet mahallesi Mersin’in dışında ve birkaç ailenin yaşadığı yeniköy adında bir köydü.

 

 Adana-Mersin Demiryolunun yapımı 1864 yılında başladı. Yolun yapılıyor olması, tüccarları harekete geçirdi . Adana, Tarsus bölgesinde araziler satın alınarak, büyük pamuk ve çeltik üretimleri başladı. Nihayet 1886 yılında demiryolu faaliyete geçti. Hem demiryolunun yapım yılları hem de faaliyete geçmesi, yeni bir dönemi başlatmıştı Mersin için.

Adana köylülerinin ürettiği pamuk ve pirincin vagonlara yüklenmesi, Mersin iskelesine getirilip, oradan gemilere yüklenmesi, yepyeni bir toplumsal işbölümünü ortaya çıkardı. Bu  bakımdan demiryolu aynı zamanda Çukurovalılık bilincinin gelişmesini sağladı.

1889 yılında mersin iskelesine 264 vapur 1004 yelkenlinin uğradığı kayıtlara geçmiştir.

 Tarsus’da bulunan konsoloslukların Mersin’e taşınma işlemi hızlandı.. Aynı yıl Mersin’deki konsoloslukların sayısı 12’iyi buldu.

 Bugünkü Mersin ticaret sanayi odası da demiryolunun yapıldığı yıl ,yani 1886 yılında kuruldu.

Ancak, tıpkı Mersin tarihi gibi Ticaret odası tarihinin en az 40 yılı bilinmemektedir. Şu anda sadece kuruluş yılını biliyoruz. 1926 yılına kadar hiçbir kayıt ve belgeye sahip değiliz. Tıpkı Mersin belediyesi ve Mersin valiliğinin çoğu yıllarının bilinmediği   gibi.

Söz konusu yıllarda, Mersin çok dinli, çok kültürlü, çok etnik yapılı bir kentti ve belki de Mersin’in bu yapısına uyacak tek kent hem o dönemdeki hem de şimdiki Lübnandı.

 İtalyan katolikler, yani Mersin’deki levantenler  Latin Katolik kilisesini yaptılar. Latin Katoliklerin mezarları da ,bugünkü beş yol civarındaydı ki ,o zamanlar beş yol, şehrin çok dışında sayılırdı.

 Müslümanların mezarlığı ise bugünkü Akdeniz belediyesinin bulunduğu yerdeydi. Mezarlık daha sonra, şimdiki sanat okulun bulunduğu yere taşınmıştır.

 Kuruçeşme civarında Ortodoks mezarlığı bulunuyordu.

 Öte yandan Çavuşlu’da oturan Rum Ortodoksların da kendi mezarlıkları oradaydı.

 Ayrıca, şimdiki Defterdarlık binasının bulunduğu yerde de Fransız mezarlığı bulunuyordu.

 Aynı dönemde Müslümanların başka bir mezarlığı da bugünkü müftü camiin kuzey bölgesindeydi.

 Küçük Mersin hızla büyüdüğü gibi gerçek anlamda kentleşiyordu. Çünkü  okullar, kiliseler, yollar  yapılırken, yeni işyerleri açılıyordu.

 Buz , çırçır , un fabrikaları arka arkaya faaliyete geçmişti.

 Köylüler ürettikleri ürünleri şehre getiriyor, şehirden de ihtiyaçlarını alıp gidiyorlardı.

 Bunun için Taşhan, Sorsuk ve Azak han uzun süre kullanıldı. Daha sonra bugünkü yoğurt pazarı iç ticari değişimin mekanı oldu.

Ünlü dekovil hattı bu yıllarda kuruldu.

 

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter