Mersin nasıl işgal edildi?

Birinci dünya savaşında   İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar itilaf ...

28.12.2018 14:57:00

Birinci dünya savaşında   İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar itilaf devletleri de denilen galip devletleri oluşturuyordu.

Ve esasen birinci dünya savaşının en temel nedeni, Almanya’nın kontrolüne giren Osmanlı İmparatorluğu topraklarını paylaşmaktı.

Süveş kanalı ve yeni ortaya çıkan petrol bölgelerinin Almanların kontrolüne girmesi istenmiyordu.

10 milyon insan bunun için öldü; ve Rus çarlığı , Osmanlı imparatorluğu, Avusturya-Macaristan imparatorlukları tarih sayfasından silindi ve onlarca  yeni devlet kuruldu.

30 Ekim 1918 yılında Yunanistan’ın  Limmi adasındaki Mondros limanında, galip devletlerle Osmanlı temsilcisi, 25 maddeden oluşan ve Osmanlı imparatorluğunun öldüğünü ilan eden belgeyi imzaladılar.

Mutarekenin 7. maddesi aynen şöyleydi:

İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır.

 17 Aralık 1918 sabahı Mersin iskelesine yaklaşan filikadan inen İngiliz subay, elindeki zarfı, iskele komiserine vererek, mutasarrıf galip bey’e iletmesini istiyordu.

Aynı saatlerde Mutasarrıf Galip Bey , bugün sağlık müdürlüğü olan hükümet konağında, , jandarma komutanı ve emniyet komiseri ile durum değerlendirmesi yapıyordu.

Tercüme edilen İngiliz subayının getirdiği zarfta ”Ateşkesin 7.maddesi uyarınca ,asayişi sağlamak amacı ile Kilikya’nın İşgaline Mersin’den başlanacağı;çıkarmanın istasyon yakınındaki iskeleden yapılacağı;Osmanlı İdaresine ve Memurlarına karışılmayacağı;işgalin geçici olduğu,halkın heyecana kapılmaması ve herhangi bir karşı koyma sorumluluğunun İdari amirlerine ait olacağı” bildiriliyor ve”iskele civarı meydanlığı, İngiliz Fabrikaları, istasyon binası ve Amerikan Kolejinin işgal edileceği, gerekli tedbirlerin alınması” isteniliyordu.(Şinasi Develi)

Mersin 1888 yılında Liva yani sancak olmuştu.Osmanlı idare sisteminde livalık, il ile kaza arasındaki bir yönetim şekliydi ve Mutasarrıflar tarafından yönetiliyordu.

İngiliz işgal kuvvetleri dediklerini yaptılar ve Mersin’e yerleştiler.

işgalin ilk günleri olaysız geçti.

 işgalin başında bulunan Binbaşı sözünde durmuş   yönetime karışmamıştır.

İngiliz işgalinden 1 gün sonra  2 ocak  1919 günü Yrb. Romieu komutasında Fransız işgal askerleri ve Ermeni Lejyon alayı Gümrük iskelesinden çıkarak Taşhan'a yerleşmiş ve işgale katılmışlardır.

Fransız işgal kuvvetlerini Ermeni gönüllüleri; Taşhan, Araplar köyü, Hristiyan köyü ile Zeytinlibahçe'de çadırlara, Tunuslu ve Cezayirli askerler de askeri kışlaya ve Müftü Medresesi'ne yerleşmişlerdir.

 Mersin, yaklaşık bir yıl boyunca, İngiliz ve Fransızların ortaklaşa kontrolünde kalmıştır.

Ancak, 20 Kasım 1919 yılında İngiliz Birlikleri Mersin’den çekilmiş ve sadece Fransız işgal kuvvetleri kalmıştır.

İngilizlerin çekilmesinin nedeni,  iki galip devletin, Osmanlı topraklarından daha iyi yerleri elde etme  kavgasındandır.

İngilizler, Irak, Suudi Arabistan gibi petrol bölgelerini kapmış ve  Mersin gibi yerlerden çekilmişlerdir.

İngilizlerin çekilmesinden sonra Mersin ve civarının yönetimi tümüyle Fransızlara kalmıştır.

Fransız işgal komutanlığı 19.1.1920 tarihinde yayınladığı bir emirname ile bölgenin yönetici  kadrosunu belirlemiştir.

 Buna göre  Bnb Anfre Mersin’e atanmıştır.

Anfre’,hükümet konağının Meclis salonunu çalışma yeri olarak kendisine ayırmıştır.

Fransız konsolosluk memurlarından Mardiros Dellalyan’ı tercüman, Deniz Subayı Tilçer’i Gümrük Kontrolörü,Üstg. Salandrı, Belediye  sorumlusu,Başçavuş Patini’yı Komiserliğe, Yd.Tgm.Yakupyan’ı Jandarmaya ve Hapet Tulumciyan’da Maliyeye atamışlardır.

Görüldüğü gibi İngiliz ve Fransız işgali döneminde geçen bir yıl içinde işgalciler yönetime karışmamıştır.

Ancak İngilizler, Mersin’i Fransızlara bırakarak, çekildikten sonra, Fransızlar Mersin’i bizzat yönetmeye başlamıştır.

Demek ki , iki emperyalist ülke bir yıl boyunca Mersin ve başka bölgeleri yönetmek için birbirleri ile mücadele etmişlerdir.

 Mustafa Kemal Atatürk Mersin’i ilk kez 5 Kasım 1918 yılında, 23.Tümen komutanı albay Bahattin Bey’in davetlisi olarak gelmiştir.

Bu yıllar kurtuluş savaşı için ön hazırlık olarak değerlendirilmelidir.

Bu ziyarette bölgenin durumu ve Toros eteklerinde kurulması düşünülen milis kuvvetleri hakkında çeşitli görüşler dile getirilmiştir.

19 Mayıs 1919 Samsuna çıkış .

 4 Eylül 1919 Sıvas kongresinde oluşan heyet ve alınan kararlar.

Aynı günlerde İngilizler Mersin’den çekilmeye başlıyorlar; Fransızlar ise  işgallerini pekiştiriyor.

Daha sonra Atatürk ve arkadaşlarının Ankara’ya gidişleri ve 23 Nisan 1920 yılında meclisini açılması.

Bütün bu süreç Mersin’de de etkisini gösteriyor ve köylerde milli uyanış ve bağımsızlık fikirleri gelişmeye başlıyor.

Şehir merkezi tümüyle işgalci güçlerin elinde olduğu için dağ köyleri biraz daha özgür hareket edebiliyorlar.

Ancak, işgalciler zaman zaman köylere de baskınlar düzenlemektedir.

Bu aylardan önce ve sonra önemli çatışmalar yoktur.

Yani 1920 yılının ikinci yarısı Mersin için önemli bir süreçtir.

Mersin’de hangi savaşlar yapılmıştır?

Fransızlar niçin çekilme kararı almıştır?

Mersin’de savaşlar yapıldıysa, niçin o zaman Adana’dan süvari bölüğünün geldiği gün olan 3 Ocak, Mersin’in kurtuluşu olarak kabul edilmiştir.

Mersin’in işgali ve kurtuluşu-2-

İngilizler Mersin’den sonra Maraş, Adana, Urfa  ve  hatta Fransa’ya verilen Musul’a da zorla girdiler.

Bu durum, İngiltere ile Fransa arasında çok önemli bir sorun oldu.

İki müttefik daha sonra ,15 Eylül 1919’da Suriye’de   Suriye itilafnamesi” denilen, yeni bir bölüşüm anlaşması yaptılar.

Buna göre; Musul İngilizlere, Mersin-Adana, Maraş, Antep, Urfa, Suriye, Antakya Fransızlara bırakıldı.

İşte bu nedenle 17  Kasım 1918’de Mersin’e giren İngiliz birlikleri, bir yıl sonra çekildiler ve tüm bölgede olduğu gibi Mersin’de Fransızlara kaldı.

Bu üç kentimizde önce mitingler sonra da   sokak savaşları yaşandı.

Maraş’ın “Sütçü İmam’ı ,Antep’in “Kara Yılan’ın bu savaşlarda ün yaptı.

Nihayet, Fransız birlikleri, Maraş kent direnişine 72 gün dayanabildi ve 11 Şubat 1920’de Maraş’dan , 11 Nisan 1920 yılında da Urfa’dan   çekildi.

Maraş ve Urfa direnişleri Çukurova’ya moral vermiştir.

Aynı günlerde, Mersin-Tarsus ve Adana’da Müdafa-i hukuk cemiyetleri kuruluyordu.

Mersin-Tarsus Müdafa-i hukuk cemiyeti, Maraş’ın kurtuluşundan sonra,23 Mart 1920 yılında kuruldu.

Mersin ilk işgal edilen kent olmasına karşın ne işgalin ilk günleri ne de daha sonra ,kent merkezinde hiçbir direniş olmamıştır.

Hatırlayalım; Mersin’in işgali 17 Kasım 1918’dedir.

Yine hatırlayalım; Henüz, Erzurum, Sıvas kongreleri yapılmamıştır.

Bu nedenle Mersin’de direnişin olmaması anlaşılabilir bir durumdur.

Çünkü, neyin ne olacağı bilinmiyordu.

Maraş ve Urfa’nın  direnişe başladığı  günlerde , Sıvas kongresi yapılmış ve mücadele merkezi Ankara’ya taşınmıştı...

Mersin’deki kuvvacı çetelerin büyük bir çoğunluğu, ordudan terhis olan ve halen görev yapan subaylardan oluşuyordu.

Osman Muzaffer Koçaşoğlu bunlardan birisidir.

Daha sonra Emin Arslan, Fikri Mutlu, Mithat Toroğlu, Şeref Genç gibi önemli isimler milis komutanları olmuşlardır.

Fransızlar,  güney Anadolu’daki birliklerine Mersin iskelesi kanalıyla destek olmak için, yani stratejik nedenle işgal etmişlerdi.

Mersin’deki gayri-müslümler hem kent ekonomisini elinde tutuyor hem de etkili bir nufusu oluşturuyordu.

Bu nedenle kent merkezinden direnişin örgütlenmesi kolay değildi.

Fransız birlikleri, zaman zaman Toros eteklerindeki köyleri de denetim altına almak  için çeşitli operasyonlara kalkışıyorlardı.

Bu durumda da  Mersinli milislerin direnişi ile karşılaşıyorlardı.

1920 yılının Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında  çeşitli bölgelerde, çeşitli isimlerle yapılan savaşlar bu nedenle olmuştur.

Temmuz 1920’den sonra Fransızlar, köylere yönelik tacizleri bırakmışlardır.

Bu nedenle Mersinli milislerin savaşı bir nevi noktalanmıştır.

Bu durumu Osman Muzaffer Koçaşoğlu anılarında şöyle anlatıyor:

“Bir hafta sonra, Tarsus telgraf memurunun eline bir mektup vermişler. Bir katıra binmiş, geldi. Evrakı Pozantı'ya, tümene gönderdik, cevap geldi. İki gün sonra, evrakla beraber, telgraf memurunu gönderdik. Çok geçmeden anlaşma oldu ve harb de olmadı. “

Peki ne olmuştu?

Savaşı yürüten Fransız hükümeti Musul’u İngilizlere kaptırdıktan sonra zor günler geçirmeye başlamıştı.

Bu arada o dönemde Avrupa’nın en büyük sosyalist partisi olan Fransız sosyalist partisi ikiye bölünmüş ve büyük bir çoğunluk yeni kurulan Komünist partisini katılmıştı.

Komünistler ,askeri birliklerin işgal edilmiş Türk bölgelerinden derhal çekilmesi için mitingler yapıyordu.

Ayrıca savaşa baştan beri destek veren liberal-muhafazakar kamuoyu da Musul’un elde gidip, Urfa, Maraş ve Antep yenilgilerinden sonra, birliklerin geri çekilmesini istiyorlardı.

Bütün bu nedenlerle, 1920 yılının ikinci yarısından itibaren Fransız hükümeti , Ankara hükümeti ile  anlaşmanın yollarını aramaya başlamıştı.

Nihayet, 20 Ekim 1921 yılında  Ankara hükümeti ile Fransa, Ankara anlaşmasını yaptı.

Buna göre Fransız birlikleri belirlenen takvim çerçevesinde çekilecek ve Ankara hükümetini tanıyacaktı.

Bu  tavır, Yunan ve İngiliz ittifakına Fransa tarafından vurulmuş en büyük darbe idi.

Fransa Musul’u kaybetmenin intikamını, Yunan ve İngiliz güçleri ile savaşan Ankara hükümetini tanıyarak almıştı.

Aynı günlerde, yani henüz Fransız işgali devam ederken, Mersin-Tarsus ve Adana’daki milisler toplanarak, Afyon’a Yunan cephesine gönderildiler.

Fransız birlikleri , Ankara anlaşmasındaki takvime göre, önce 27 Aralık 1921’de Tarsus’dan, 3 Ocak 1922 Mersin’den, 5 Ocak 1922’de Adana’dan çekildiler.

Adana’daki süvari bölüğünün Mersin’de yönetimi devralacağı duyulmaya başlamıştı.

Bu nedenle 3 Ocak sabahı dağ köylerinden inan halk kitleleri, istasyon meydanında toplandı.

Saat 9 sularında, trenle gelen suvari bölüğü Mersin’in yönetimini ele aldı.

Bu arada Fransız birlikleri çekilme işlemlerini sürdürüyorlardı.

Mersin’den kaçan Ermeni ve Rumlarda Fransız askerleri tarafından tahliye ediliyordu.


 

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter