CHP KURULTAYI ve YENİ YÖNETİMİ BEKLEYEN GÖREVLER

Giriş             CHP Kuru ...

13.2.2018 14:32:00

Giriş

            CHP Kurultayını yaptı, yeni yönetimini seçti. Ne ki bu konuda Kurultay heyecanı topluma yeterince taşınmadı ya da taşınamadı. Bunda CHP’nin yeterince topluma heyecan vermemesinin payı olduğu kadar yandaş medyanın rolü  da vardı hiç kuşkusuz. Nitekim iktidar alternatifi ana muhalefet partisi kurultayı yerine AKP’nin il kongreleri daha fazla yer kapsadı yanlı basında ve medyada. O zaman CHP buna göre gardını almalı. Artık durumu görüyor ve biliyor. Yakınmak yerine ona göre davranılmalı,ona göre politika üretilmeli, siyasi söylem ve eylemde bulunmalıdır. Artık büyük laflar edip bir şey yapmamak yerine mütevazi davranıp taş üstüne taş koyma zamanı.

            Üç Önemli Mesle

            Kanımca CHP kurultayı ve sonrası için üç önemli nokta üzerinde durmak daha doğru olur diye düşünüyorum. Diyeceksiniz neden üç konu? İrili ufaklı bir çok sorun ve konu var, biliyorum. Ama ayrıntılarda boğulmamak için genel anlamda baktığımızda bunları tümünü üç temel alanda dile getirebiliriz. Bunlar, üretim, bölüşüm ve barıştır.  

            Yaşadığımız kalkınma  sorunları, ekonominin gidişatı, esnafın ve geniş kitlelerin içinde bulundukları darboğazlar üretimle ilgilidir. Gelir dağılımındaki adlatsizlik, yolsuzluk ve usulsuzluklar, bir yandan daha da zenginleşen türedi bir yapı öbür yandan akşam eve ekmek götüremiyenlerin içine düştükleri fakrü zaruret, yaşanan çarpıklık ve çelişkiler adil bölüşümsüzlüğün yarttığı sorunlardır.  Yaşanan hak, hukuk ve adalet sorunları, demokrasinin içinde bulunduğu darboğaz ve ortadan bölünmüş toplumsal yapı, içerde çatışmalı durum dışarda yaşanan savaş, bütün bunlar da toplumsal barışla ilgili mevzular.

            Soru şu: Peki bunlar nasıl hal yoluna konulacak? İşte ikinci önemli adım bununla ilgili. Siyasi bir oluşumun veya partinin iş ve işlemeleri, tavır, tutum ve söylemleri sonuç alıcı mı değil mi, önem arz eden mesele budur. Siz istediğiniz kadar ben iyiyim deyin, politikada gücünüz aldığınız oyla ölçülür. Çözüm gücünüz toplumsal desteğiniz kadardır. Peki bu güce ulaşmak için, diğer bir deyişle yukarıda vaz edilen üç temel sorunu çözmek için hangi adımları atmak gerekir?

            Üç Önemli Adım

            Kanımca siyasi başarının anathtarı atılacak üç doğru adımla gerçekleşebilir. Bunlar  topluma heyecan verecek doğru hedefler belirlemek; bu hedeflere ulaştıracak sorun çözücü etkili program ve siyasi projeler üretmek ve bu projeleri hayata uygulayacak halka ulaştıracak ve güven verecek, liyakat ve ehliyet sahibi kadrolar oluşturmaktan geçer. CHP’nin en üst organı olan Kurultayın seçtiği organların önünde bu görevler duruyor.  Yani pastayı büyütmek, artırılan üretimin adil bölüşümünü sağlamak  ve bunları sulh, sukun, huzur ve güven içinde yapmak için politika üretmek, bu politikaları halka mal etmek, iktidara geldiğinde bunları çözebilecek bir siyasi oluşum olduğunun güvenini ve umudunu topluma vermek.

            Bugünkü Durum Nedir?

            Bugün üretim artışı pek yok maalesef. Çünkü sabit sermaye yatırımları durma noktasında. İnşaata ve rantiyeye dayalı ekonominin de sonuna gelindi. Artan üretim olmayınca yaratılan bir katma değer de yok. Bu durumda zaten adil bölüşümden, toplumun alt tabakları için bölüşülecek bir artı gelirden de söz etmek mümkün değil. Daha doğrusu var olan kaynaklar belli ellerde toplanıyor, belli yerlere aktarılıyor. Bu hükümet döneminde türedi zenginlerin yanısıra zengin daha zenginleşirken fakirler daha da fakirleşti. Hak hukuk çiğneniyor, kendi deyimleri ile kurunun yanında yaş da yanıyor, sapla saman birbirine karışmış durumda. Toplumun temel çimentosu olan adalet sitemi hiç bir dönemde olmadığı kadar eksik, yanlı ve tarfgir işliyor.

            Barışa gelince, görüldüğü gibi, içerde ve dışarda bir çatışma bir savaştır gidiyor. Kimse bu korku ve suskunluk sarmalında BARIŞ bile diyemiyor. Türk Tabipler Birliği yöneticileri “Barış bir halk sağlığı sorunudur‘’ şeklinde masum bir açıklama yapınca gözaltına alındılar. Düşünsenize böyle insani ve masum sözlere bile tahammül edilemeyen bir ortamdan geçiyoruz. FETÖ için ilan edilen OHAL ise adeta her alanda bir sopa gibi kullanılarak insanlar susturulmaya ve sindirilmeye çalışılıyor. Anlayacağınız sosyolojik olarak, tam bir toplumsal felç hali yaşıyoruz.

            CHP’ye Düşen Görev

            İşte tam da bu ortamda ana muhalefet partisi kurultayını yaptı. Fakat kurultayda iktidarı devirmenin yollarından ziyade parti içi iktidar olmanın mücadelesi sergilenince bazı şeyler tabiri caizse güme gitti. Oysa AKP, önümüzdeki seçimler için şimdiden MHP ile pazarlıklar, ittifaklar yapıyor. Peki, muhalefet ceppesi ne yapıyor? Ya da soruyu şöyle somutlaştıralım: AKP’nın bu varyasyonlarına karşı CHP ne yapacak? Bu önemli soruya  kurultayda neden yeterli biçimde cevap aranmadı? Yani demem o ki toplum nezdinde cevap bekleyen bu sorular hala cevapsız duruyor. 

            CHP üst yönetimin buna dair cevapları olabilir, önemli olan bu değil; önemli olan bu cevapları ve çözümleri halka mal etmektir.   CHP’nin mesle edinmesi gereken diğer bir husus da, kendisine oy vermeyen ama mevcut iktidardan da rahatsız olan %25-30 civarındaki kesimi demokrasi bloğu içinde buluşturabilme başarısını gösterip göstermemesidir. Toplumun ilgilendiği asıl konulardan biri de bu, yoksa kim PM’ye kim girmiş, kim girmemiş meselesi değil.

            Lider değeişimi de meselenin özü değil. Meslenin özü ilkelerde, politiklarda, söylemlerde, projelerde ve önümüzdeki süreçte toplumsal kesimlerle, siyasi parti ve oluşumlarla kurulacak iş ve güç birliğinde.  Örneğin, CHP bu süreçte epey uzak olduğu Kürtlerle yerel ve genel seçimde buluşabilecek mi; yeterince oy alamadığı varoşlara ulaşabilecek mi; hiç oy alamadığı müteddeyinlerle barışabilecek mi? Bunları sahici çıkışlar, politikalar ve çözüm önerileriyle yapabilecek mi yapamayacak mı, meselenin özü bu.

            Bu konularda mesele cesaret meselesi. AKP’nin dolduruşuna gelip trenine binmeme meselesi. Dokunulmazlıklar konusunda ve Suriye politikasında yedi yıldır savunduğunun tersi bir noktaya savrularak yaptığı yanlışı yerel ve genel seçimlerde yapmama meselesi. Sanırım son viraj ve son şansla karşıkarşıyayız. Çünkü bu seçim sahiden sadece Kılıçdaroğlu ve CHP için değil Türkiye için de kader seçimi.  Eğer bu seçimi muhalfetle birlikte gerekli biçimde organize olup kazanamazsa, geçmiş olsun, bu düzen en az 20 yıl daha devam edecek demektir bu.  Peki ne yapmalı?

            Bu kurultayın adının “cesaret ve adalet” kurultayı olması çok yerindeydi. Fakat önemli olan bu kavramların sloganlarda klamayarak  yaşama uyarlanması. Önemli olan bunlara, adalete ve cesarete en ihtiyaç duyulan bu dönemde işlerlik kazandırılması. Ben bir lider için ya da lider kadrosu için fark yaratanın cesaret olduğuna inananlardanım. Emin olun, bu dönemde cesur davranılması ve topluma cesaret ve umut veren eylem ve söylemlerde bulunması çok şeyi değiştirecektir. Çünkü korku ile zehirlenmiş bir iklimde yaşıyoruz.  Bu durumda önemli olan sadece adleti sözle istemek değil adleti sağlamajk için cesaretle birşeyler yapılmasıdır. Yani sadece yorumlamak değil değiştirmek için bir şey yapmaktır.

 

            Bildirge ve Verilen Mesjlar

            Kurultayda yeterince bilince çıkarılıp tartışılmayan bir bildirge yayaınlandı. Bu bildirge, “Cumhuriyetimizin temeli olan kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmış, tek adama dayalı parti devleti kurulmuştur”, belirlemesinde bulundu. “Darbe girişimi bahane edilerek karşı darbe gerçekleştirilmiş ve ilan edilen OHAL aracılığıyla temel hak ve hürriyetlerimiz yok edilmiştir”, denildi. “Milli servetimiz ve birikimlerimiz yağmalanmış, geniş halk kitleleri işsizlik ve yoksulluğa mahkûm edilmiştir. Daha acı olanı ise, birlikte yaşama irademiz; ayrıştıran, kutuplaştıran ve ötekileştiren kimlik siyaseti ile aşındırılmıştır”diyerek önemli tespitlerde bulundu.

            Bu tesbiti yapan kurultay bildirgesi hedef ve çözümleri de sıraladı.Bunlardan altını  çizdiğimiz önemli bazı tespit ve çözümler şöye:1)Tek adam rejimine son verilecek ve kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sisteme geçilecektir. 2) OHAL derhal kaldırılacak, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) yasama ve yargı denetimine alınacak ve 15 Temmuz hain darbe girişiminde bulunan FETÖ’nün siyasi ayağı kesinlikle ortaya çıkarılacaktır. 3)Yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü sağlanarak, tüm vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği güvence altına alınacak, seçimler adil ve güvenli olacaktır. 4) Kürt sorunu eşit yurttaşlık temelinde, ulusal bütünlük ve toplumsal uzlaşı ile çözülecektir. 5)Çağdaş demokrasilerde 4. güç olarak benimsenen medya özgürlüğü sağlanacaktır. 6)Yüksek katma değerli kapsayıcı büyüme hedeflenecek, eğitim ve sağlık parasız, kaliteli ve ulaşılabilir olacaktır.7)Herkes milli gelirden hakkını alacak, açlık ve yoksulluk sıfırlanacak, gelir dağılımı adaletini ve bölgesel kalkınmayı sağlamak devletin temel görevi olacaktır. 8) Devlet şeffaf, tarafsız ve hesap verebilir olacak, kamuda tüm atamalar liyakate uygun yapılacak, yolsuzluk yapanlardan hesap sorulacaktır. 9) “Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesiyle bütün komşularımızla ulusal çıkarlarımız gözetilerek iyi ilişkiler kurulacak, AB müktesebatına uyum sağlanacak, AB’ye tam üyelik hedeflenecektir. 10)Havamız, toprağımız ve suyumuz korunacak; denizlerimizin, ormanlarımızın ve tarım arazilerimizin yağmalanmasına izin verilmeyecektir.

            Kısaca bildirge, Tek adam rejimine son verilmesi, OHAL’ın bitirilmesi; Yargı bağımsızlığı; Kürt sorunun toplumsal uzlaşı ile çözülmesi; Medya özgürlüğü; Yolsuzluklardan hesap sorulması; Yoksulluk ve işsizliğin giderilmesi gibi konuları işledi.

            Mesajın Topluma Mal Edilmesinin Önemi

            Ne yazık ki kongrede öne çıkması gerek bu mesajlarlar üzerinde çok durulmadı. Örneğin tek adam rejimine son verileceği söyleniyor, ama bunu nasıl yapacağı tarşılmadı, yolu, yordamı, taktik ve stratejilerinin en azından ipuçları bile ortaya konmadı. Oysa bu konuda hem delegasyona, hem CHP tabanına hem de topluma bir umut bir güven verilebilirdi. Topluma bir heyecan aşılanabilirdi. Siyasette başarılı olmak için liderin hedef belirterek toplumda heyecan yaratması son derece önemli bir husustur. Örneğin Kürt sorununu 15 yıldır çözüyormuş gibi yapan ama çözmeyen iktidarın aksine nasıl çözeceğini ortaya koyabilirdi.

            Yanısıra bu noktada gösterilen hedeflere hangi siyasi projelerle ulaşılacağının ortaya konulması da önemliydi. Örneğin hedef Cumhurbaşkanlığı ve yerel seçimleri kazanarak Türkiye’yi tekrar ‘’Parlamenter Demokratik bir raya‘’ oturtmaksa eğer, o taktirde bunu hangi strateji, hangi araçlarla, hangi projelerle yapılacağının netliğe kavuşturulması lazım.

            Bu husuta son adım ise bu hedeflere ulaşmak ve projeleri uygulamak için hangi kadrolarla yol yürüneceği meselesidir. Kurultayda liyakat ve ehliyetten ziyade onun adamı bunun listesi öne çıktı. 600 civarında PM’ye başvuru oldu. Biz buna uygun muyuz ya da değiliz miyiz diye bakmaktan ziyade PM’ye girersek daha kolay belediye başkanı ya da milletvekili olabiliriz motivasyonu ile veya parti içi iktidar mücadelesiyle girişimlerde bulunuldu, ya da böyle bir algı yaratıldı. Oysa bugün için acil sorun parti içi iktidar olmak değil, ülkede iktidar olmaktır.

            Memnun Olmayanın Değişimi İsteme Hakkı

            Çünkü toplumun en az yarısı mevcut durumdan memnun değil. Herkesin bir düzeni beğenmeme hakkı var. Bu noktada önemli olan, beğenmediğin düzeni değiştirmek için bir şey yapmaktır. Bu konuda birşey, yapıyormusun yapmıyormusun, önemli olan odur. Değişimi sadece istemek yetmez, değiştirmek için çaba da göstermek gerekir. Bu da sadece söylemle, konformist bir siyasi yaşamla sağlanamaz. Değişimin gücü onu isteyenlerin isteme gücü, iradesi  ve eylemi oranında var olur ancak. Yoksa ben düşüneyim sen söyle, ben söyleyeyim sen yap yaklaşımı toplumu tepkisiz ve refleksiz bırakır. O taktirde değişim de gerçekleşmez.  

            Yukarıdaki ilke ve tespitler önemli. Önemli olan bunların tabana mal edilip edilmemesi. CHP’nin bunu başarıp başarmaması. Yoksa beyaz sayfalarda ya yönetenlerin bilgisi arasında bunların yer almasının zaman zaman tv lerden ve gruptan dillendirilmesi yetmez. Yetmediği 25 yıllık % 25 oy sarmalından belli değilmi?

  • PAYLAŞ :
  • Yazdır
  • |
  • Google
  • |
  • |
  • |
  • Digg
  • |
  • Del.icio.us




Kalan karakter

osman uysal - 13.2.2018 17:43:00
Sayın Hocam tespitlerinize aynen katılıyorum. Ama sorun CHP'nin sorunu değil, Türkiye'nin sorunu. Bu nedenle her şeyi CHP'den beklemek yerine daha kuvvetli ve daha sağlıklı bir CHP oluşumu için katkı vermek, elimizi taşın altına sokmak gerekmez mi? Çünkü sonuçta kaybeden sadece CHP veya KK olmayacak. En başta bu toplumun aydınları olmak üzere tüm Türkiye olacak. Belki 20 belki 50 yıl sürecek bir Anadolu Ortaçağı yaşanacak. O nedenle mevcut halde binilebilecek tek tren gibi görünen CHP'yi tamir etmek ve daha sağlıklı yol almasını sağlamak hepimizin görevi değil mi?